30 Nisan 2016 Cumartesi

Hasan KORKMAZCAN WEB Sitesi Kapak Resmi Analizi (Açıklamalı Bilgi Sunumu)

1. Türk Bayrağı;
TÜRK BAYRAĞI'NIN TARİHİ VE TARİHÇESİ
Bir Söylence Göre: 1. Kosova Savaşı sonrasında savaşta ölen Türk askerlerin kanının bir çukurda toplanması sonucunda' Ay ve Yıldız'ın yan yana gelmesi ile oluştuğu söylenmektedir.
Yapılan tüm varsayımlar arasında' 1. Kosova Savaşı'nın sebep olması en büyük ihtimallerden biridir'
Türk Bayrağının Tarihçesi
Türk Bayrağının tarihçesi kısaca: Saltanatın kaldırılması üzerine 29 Mayıs 1936 tarihinde bayrağın şekli kesin bir şekilde tayin edilmiştir. 28 Temmuz 1937 tarihli, 27175 sayılı "Türk Bayrağı Nizamnamesi Kararnamesi" ile de Türk Bayrağı'nın kullanılışı düzenlenmiştir.
2. Milâttan Önce II. yy'da Urfa Göbeklitepe Tapınağında bulunan "Türk Damgası"; 
Dünyanın İlk Tapınağı Göbeklitepe Hakkında Bilmemiz Gereken 14 Şey
İnsanlık tarihi hakkında bildiklerimizi yeniden düşünmemizi sağlayacak, yerleşik tarih anlayışını ve bilgilerini değiştirip, dinler tarihini sorgulatacak, bir kısmımızın varlığından haberi dahi olmadığı bir arkeolojik çalışma 1995 yılından beri Urfa Göbeklitepe'de devam ediyor. İnşası Milattan önce 10000 yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe İngiltere'de bulunan Stonehenge'den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Ayrıca yerleşik hayata geçişi temsil eden kültür bitkisi buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmıştır. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstleri insanlar tarafından kapatılarak gömülen bu tapınaklar yeniden gün ışığına çıkıyor.
1. Göbeklitepe'nin coğrafi konumu
Göbeklitepe, Şanlıurfa'nın 20 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hakim bir konumda yer almaktadır.
2. Göbeklitepe, tarihin bilinen ilk ve en büyük tapınağı
Neolitik döneme ait Göbeklitepe, ilk tapınağın dolayısıyla yeryüzündeki ilk inancın merkezi olabilmesi açısından önemli. Bu bölgede yaklaşık 20 tapınak tespit edilmiş ve şu ana kadar yalnızca 6 tapınak gün ışığına çıkartılmıştır.
3. En eski yapıttan 7500 yıl daha eskiye ait
Göbeklitepe bu zamana kadar bilinen en eski yapıt ve tapınaktan 7500 yıl daha eskiye ait. Göbeklitepe'nin keşfine kadar bilinen en eski tapınak ise Malta'da bulunmakta ve 5000 yaşında. Ayrıca Stonehenge'den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha yaşlı...
4. Kayaların biçimlendirilmesi ve tapınağın inşası
Göbeklitepe'nin inşa edildiği dönemde insanoğlu bitki toplayan ve hayvanları avlayan küçük gruplar halinde sürekliliğini sağlıyordu. Kayalık bölgelerden, büyük sütunların ve ağır taşların el arabaları ve yük hayvanları olmadan 2 kilometre taşınarak Göbeklitepe'ye getirilmesi için muhtemelen tarihte insanların ilk defa bu kadar kalabalık bir şekilde bir arada olması gerekmişti.
5. Mağara duvarlarındaki resimlerden kabartma hayvan figürlerine
Mağarada duvarlarındaki avcılığı temsil eden resimlerden ziyade burada hayvan figürleri tek ve kabartma olarak işlenmiş, sanatsal açıdan farklı bir anlayışı etkileyici biçimde yansıtmaktadır. Taşlar üzerinde işlenmiş akrep, tilki, boğa, yılan, yaban domuzu, aslan, turna ve yaban ördeği figürleri yer almaktadır. Bir kısım arkeoloğa göre bu hayvan figürleri tapınağı ziyaret eden farklı kabilelerin sembolü olarak nitelendiriliyor.
6. Buğdayın atası Göbeklitepe'd
Bölgede yapılan araştırmalar ve elde edilen bulgular doğrultusunda önemli kültür bitkisi olan ve yüzlerce genetik varyasyonu bulunan buğdayın atasının ilk olarak Göbeklitepe eteklerinde yetiştiği ortaya çıkarıldı.
7. T sütunlarda yer alan 3 boyutlu aslan figürü
Arkeologlar boyları 3 ile 6 metre arasında değişen T biçimindeki sütunların stilize edilmiş insan figürleri olduklarını düşünüyorlar. Sütunlar üzerine yansıtılan diğer figürlerden farklı olarak aşağı doğru iner şekilde tasvir edilen 3 boyutlu aslan kabartması dikkat çekiyor. Bu ve diğer aslan figürleri neolitik dönemde aslanların Anadolu'da yaşamış olma ihtimalini güçlendiriyor. İnsanları temsil eden T sütunlarının ağırlıkları 40 ile 60 ton arasında değişiyor.
8. Çiftçinin bulduğu oymalı taşla gelen arkeolojik devrim
1983 yılında tarlasını süren Mahmut Kılıç tarlada bulduğu oymalı taşı müzeye götürdü fakat eser sıradan bir arkeolojik bulgu olarak Urfa Müzesi'nde sergilenmeye başlandı. 1963 yılında ise İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi ortak bir çalışma yürütmüş, bölgeyi incelemiş fakat çalışmaların üzerinde durulmamıştır.
9. Ve çalışmalar 1995 yılında başlıyor
Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve Prof. Dr. Klaus Schmidt'in bilimsel danışmanlığında kazılar başlamıştır. 2007 yılında ise kazı başkanlığına Klaus Schmidt getirilmiştir.
10.Tarihi tapınakta tarihi hırsızlık
2010 yılında, 40 santimetre boyunda, 25-30 kilogram ağırlığında taştan yapılmış ve üzerinde hayvan figürleri olan insan başı heykelinin çıkartıldıktan iki gün sonra kazı alanından çalındığı tespit edildi.
11. Bira için tarım!
Bulgular taş devri insanlarının bira içtiğini de gösteriyor. Kazılarda şu ana kadar en büyüğü 160 litrelik kapasiteye sahip kireç taşına oyulmuş, altı bira varili bulundu. Klaus Schmidt,  bulgular ışığında, insanoğlunun ekmek için değil, bira uğruna tarıma başladığına, bunun da ilk kez Urfa’da gerçekleştiğine kanaat getirmiş.
12. Sıvı kullanılarak yapılan törenler
Arkeologlar tapınak kalıntılarındaki  zeminlerinin özellikle sıvıyı geçirmeyecek şekilde yapıldığına dikkat çekiyor. Buradan, törenleri ne olduğu şu an kesinleşmese de bir sıvı (kan, su, alkol v.b.) eşliğinde gerçekleştirdikleri fikri oluşuyor. (Foto: Tunç Süerdaş)
13. Tarımla değil tapınakla gelen yerleşik hayat
Göbeklitepe, yıllardır tarih derslerinde öğretilen "göçebe toplulukların tarımı öğrenerek yerleşik hayata geçtiği" tezini de çürütüyor. Yerleşik hayata geçişin çiftçilik ve hayvancılığın ortaya çıkışıyla birlikte gerçekleştiği düşünülüyordu. Schmidt'e göre ise avcı ve toplayıcı toplulukların Göbeklitepe gibi dini merkezlerde sürekli olarak bir araya gelmelerinin sonucunda yerleşik hayata geçilmiştir. Kalabalık toplulukların ibadet merkezine yakın olma arzusu ve çevrede bu toplulukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde yeterli kaynak bulunmamasından dolayı insanlar tarıma yönelmişlerdir. Yani tarım yerleşik hayatı getirmemiş, dini mabetlerin etrafında kalma arzusu sonucunda yerleşik hayat tarımı getirmiştir.
14. Göbeklitepe UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde
Göbeklitepe 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Geçici Listesi'ne alınmıştır.
Göbeklitepe'de kazı başkanlığını yürüten Prof. Dr. Klaus Schmidt yaşadığı kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 
"Göbeklitepe'deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Cilalı Taş Devrinde yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor" Prof. Dr. Klaus Schmidt
3. Orhun Kitabeleri'nden bir kesit;
ORHUN ABİDELERİ
Türk adının, Türk. milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin.. İlk Türk tarihi.. Taşlar üzerine yazılmış tarih.. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması.. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri.. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası.. Türk askerî dehasının, Türk askerlik sanatının esasları.. Türk gururunun ilâhî yüksekliği.. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği... Türk içtimaî hayatının ulvî tablosu.. Türk edebiyatının ilk şaheseri... Türk hitabet sanatının erişilmez şaheseri.. Hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı.. Yalın ve keskin üslûbun şaşırtıcı numunesi.. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı.. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser.. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık.. Türk dilinin mübarek kaynağı.. Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği.. Türk yazı dilinin başlangıcını milâdın ilk asırlarına çıkartan delil.. Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika.. Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser, İnsanlık aleminin sosyal muhteva bakımından en manalı mezar taşları.. Dünyanın bu gün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı., v. s. v. s.
Orhun âbidelerini vasıflandırmak isteyince, insanın zihninde işte bu gibi ifadeler sıralanmaktadır.
Orhun âbideleri Göktürk devrinden kalma kitabelerdir. Göktürkler, milâttan önceki asırlarda Hunlar tarafından kurulup, değişen sülâleler ve boylar idaresinde devam edegelen Asya'daki büyük Türk imparatorluğun 6. asırla 8. asır arasındaki devresinde hüküm sürmüşlerdir. 6. asrın ilk yarısında Türk devletinin başında Avarlar bulunuyordu. 552 tarihinde Bumin Kağan, Avar idaresine son vererek Türk devletinin Göktürk hanedanı devrini açtı. O devirde büyük
kağanlığın merkezi devletin doğu kısmında idi ve batı kısmı da doğuya bağlı tâbi bir kağanlıkla idare ediliyordu. Bumin Kağanın kardeşi İstemi Kağan da 576'ya kadar bu batı bölümünün kağanı idi.
Bumin Kağan, Göktürk hâkimiyetini kurduğu sene içinde öldü ve sırasıyla üç oğlu, büyük kağanlık yaptılar. Birincisi 553'te, İkincisi 553 - 572'de, üçüncüsü de 572 - 581 tarihlerinde hüküm sürdüler. Bunlardan ikincisi olan Mukan zamanında devlet Mançurya'dan İran'a kadar uzanan kuvvetli bir imparatorluk haline geldi .
Daha sonra devlet, bir yandan kuvvetli hakanların yokluğu ve devleti teşkil eden kavimlerin çekişmeleri, öte yandan ve bilhassa Çin entrikası yüzünden bir sürü karışıklıklar geçirdi ve nihayet 630'da devletin asıl doğu kısmı Çin hâkimiyetine geçti. Zamanla Çin hâkimiyeti batı kısmına da sirayet etmeğe , başladı. Fakat bu Çin esareti daha fazla devam etmedi ve Kutluk Kağan veya ikinci adıyla İlteriş Kağan, Çin hâkimiyetine son vererek 680 - 682 senesinde devleti yeniden toparladı, İlteriş Kağan ve 691'de ölünce yerine geçen kardeşi Kapgan Kağan idaresinde devlet yeniden eski haşmetini buldu.
İlteriş Kağan'ın Bilge ve Kül Tigin adlı iki oğlu vardı. Öldüğünde bunlar 8 ve 7 yaşlarında idiler. Kapgan Kağan 716'da ölünce idareyi onun oğulları almak istedi. Fakat Bilge ve Kül Tigin kardeşler buna mâni olarak ve amcazedelerini tasfiye ederek babalarının devletine el koydular ve Bilge Kağan hükümdar oldu. İki kardeş babalarının ve amcalarının devrinden kalmış ihtiyar vezir ve Bilge Kağan'ın kayınpederi Tonyukuk'un da yardımıyla devleti daha da kuvvetlendirdiler. Sonra 731'de Kül Tigin, 734'te de Bilge Kağan öldü. Bilge Kağan'ın ölümünden 10 sene kadar sonra da Uygurlar, devleti ele geçirerek 745'te Göktürk hâkimiyetine son verdiler.
Orhun âbideleri, bu Türk hanedanının Bilge Kağan devrinin mahsulleridir. Birincisi olan Kül Tigin âbidesini ağabeyisi Bilge Kağan 732'de diktirmiş, ikincisi olan Bilge Kağan âbidesini de ölümünden bir yıl sonra 735'te kendi oğlu olan kağan diktirmiştir. Üçüncü olarak verilen Tonyukuk âbidesi ise 720-725 senelerinde kendisi tarafından dikilmiştir.
Orhun civarında Orhun yazısı ile yazılı daha başka kitabeler de bulunmuştur. Belli başlıları altı tanedir. Fakat bunların en büyükleri ve mühimleri bu üç tanesidir.
Orhun âbidelerine Orhun kitabeleri de denir. Şüphesiz bunlar kitabedir. Fakat hem maddi bakımdan, hem manevî bakımdan bu kitabeler söz götürmez birer âbidedirler. Muhtevaları gibi heybetli yapıları da âbide hüviyetindedir. Onun için bunları ifade eden en iyi isim Orhun âbideleri tâbiridir.
Kül Tigin âbidesi, kağan olmasında ve devletin kuvvetlenmesinde birinci derecede rol oynamış bulunan kahraman kardeşine karsı Bilge Kağan'ın duyduğu minnet duygularının ve kendisini sanatkârane bîr vecd ve coşkunluğun içine atan müthiş teessürünün ebedî bir ifadesidir. Bilge Kağan bu ruh hâli ile âbide inşaatının başında oturup, eserin hazırlanmasına bizzat nezaret etmiştir. Abidedeki ulvî ve mübarek hitabe onun ağzından yazılmıştır, âbidede o konuşmaktadır, müellif odur.
Kül Tigin âbidesi, kaplumbağa şeklindeki oyuk bir kaide taşına oturtulmuştur. Keşfedildiği zaman, bu kaidenin yanında devrilmiş bulunuyordu. Bilhassa devrik vaziyette rüzgâra maruz kalan kısımlarında tahribat ve silintiler olmuştur. Sonradan yerine dikilmiştir. Yüksekliği 3,75 metredir, itina ile yontulmuş, bir çeşit kireç taşı veya saf olmayan mermerdendir. Yukarıya doğru biraz daralmaktadır. Dört cephelidir. Doğu ve batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimdir. Güney ve kuzey cepheleri ise aşağıda 46, yukarıda 44 santimdir. Âbidenin üstü kemer seklinde bitmektedir ve yukarı kısımda beş kenarlı olmaktadır. Doğu cephesinin üstünde kağanın işareti vardır. Batı cephesi büyük bir Çince kitabe ile kaplıdır. Diğer üç cephesi Türkçe kitabelerle doludur. Cepheler arasında kalan ve keskin olmayan kenarlarda ve Çince kitabenin yanında da Orhun yazısı vardır. Doğu cephesinde 40, güney ve kuzey cephelerinde 13'er satır vardır. Satırlar yukarıdan aşağıya doğru yazılmış ve sağdan sola doğru istif edilmiştir. Satırların uzunluğu aşağı yukarı 235 santim kadardır. Cetvelden çıkmış gibi, çok muntazam, düzgün ve güzel harflerle yazılmıştır. Abidenin Çince kitabesinde Türk - Çin dostluğu, Türk imparatorluğu ve Kül Tigin methedilmekte ve tanıtılmakta, "Gelecek hadsiz, hesapsız nesillerin dimağlarında, onların müşterek muvaffakiyetlerinin şaşaası her gün yeniden canlansın dîye, uzakta ve yakında bulunan herkesin bunu öğrenmesi için, bilhassa muhteşem bir kitabe yaptık" ve "Böyle adamların ebediyen payidar olacaklarının muhakkak olmadığını kini söyleyebilir? Uğurlu haberleri ebediyen ilân için simdi dağ gibi yüksek bir âbide dikilmiştir" gibi ifadeler sıralandıktan sonra, tarih kaydedilmektedir.
Abidenin civarında türbe enkazı, pek çok heykel parçaları ve âbideye çıkan iki tarafı heykeller, taşlar dizili 4,5 kilometrelik bir yol bulunmuştur. Bu heykel parçaları arasında son zamanlarda Kûl Tigin'in başı ile karısının gövdesi ve yüzünün bir kısmı da bulunmuştur.
Âbidenin ve türbenin inşasında Türk ve Çin sanatkârları beraber çalınmışlardır. Abidedeki kitabeleri Bilge Kağan ve Kül Tigin'in yeğeni Yolluğ Tigin yazmıştır.
Bilge Kağan abidesi, aynı yerde Kül Tigin âbidesinin bir kilometre uzağındadır. Şekli, tertibi ve yapısı tamamıyla birincisine benzemektedir. Yalnız bu bir kaç santim daha yüksektir. Bu yüzden doğu cephesinde 41 ve dar cephelerinde de 15'er satır vardır. Bunun da batı cephesinde asıl Çince kitabe vardır, Çince kitabenin üstünde ayrıca Türkçe kitabe devam etmektedir. Çince kitabe hemen hemen tamamıyla silinmiştir.
Bilge Kağan âbidesi kendisinin 734'te ölümünden sonra 735'te oğlu tarafından dikilmiştir.Bu âbidede de Bilge Kağan konuşmaktadır. Esasen âbidenin kuzey cephesinin ilk 8 satırı Kül Tiğin âbidesinin güney cephesinin, doğu cephesinin 2-24 satırları ise Kül Tigin âbidesinin doğu cephesinin mukabil satırlarına benzemektedir. Bu âbidede ayrıca Kül Tigin'in ölümünden sonraki vakaların ilâve edildiği görülür.
Bilge Kağan âbidesi hem devrilmiş, hem de parçalanmıştır. Onun için tahribat ve silinti bunda çok fazladır. Bu âbideyi de yeğeni Yollug Tigin yazmıştır. Her iki âbidede de Bilge Kağan'ın sözlerinin dışında Yollug Tigin'in kitabe kayıtlan ve ilaveleri yer almaktadır. Bu âbidenin etrafında da yine türbe enkazı ve daha az olmak üzere heykeller, balballar ve taşlar vardır.
Tonyukuk abidesi, diğer iki abidenin biraz daha doğusunda bulunmaktadır. Devrilmiş, dikili dört cepheli iki taş halindedir. Birinci ve daha büyük oları taşta 35, ikinci taşta 27 satır vardır, ikinci taşta yanlar daha itinasızdır. Ve aşınma da daha çoktur.Bu abidenin yazıları Kül Tigin ve Bilge Kağan'ınki kadar düzgün değildir. Bu âbidede de yazı yukarıdan aşağı yazılmıştır Fakat diğer ikisinin aksine satırlar soldan sağa doğru istif edilmiştir. Tezyinatı da diğer kitabelerdeki kadar sanatkarane değildir. Tonyukuk âbidesinin yanında da büyük bir türbe kalıntısı, heykeller, balballar ve taşlar vardır.
Tonyukuk âbidesini, İlteriş Kağan'nın isyanına iştirak eden ve o günden Bilice Kağan devrine kadar devlet idaresinin baş yardımcısı olarak kalan büyük Türk devlet adamı ve başkumandanı Tonyukuk. ihtiyarlık devrinde bizzat diktirmiştir. Bu âbidede Tonyukuk konuşmaktadır, bu âbidenin müellifi odur.
Kül Tigin ve Bilge Kağan âbideleri Baykal gölünün güneyinde Orhun nehri vadisinde Koşo Tsaydam gölü civarında 47,1. arz ve 102 tul derecelerinde bulunmaktadır, Ötüken ormanın da buradaki Hangay sıradağlarının bir parçası olduğu anlaşılmaktadır. Tonyuk'uk âbidesi ise biraz daha doğuda 48. arz ve 107. tul dereceleri arasında Tola nehrinin yukarı mecrasında Bayn Çokto denilen yerin yakınında bulunmaktadır.
Orhun âbidelerinin bulunuşu insanlığın en büyük keşiflerinden biridir. Orhun harfleri ile yazılı kitabelerden daha 12. asırda tarihçi Cüveynî Târih-i Cihanküşa'sında bahsetmişti, ayrıca Çin kaynakları da çok eskiden bu âbidelerin dikildiğini bildirmekte idi. Fakat 18. ve 19. asırlara kadar Orhun harfli yazılar ve âbideler ilim âleminin meçhulü olarak kalmıştı. Önce Kırgızlara ait mezar taşlarından ibaret bulunan ve tek tük kelimelerle isimleri ihtiva eden Yenisey kitabeleri bulunmuştur.İlk defa nebatatçı Messerschmidt 1721 yılında Yenisey vadisinde bu yazı ile yazılı bir taşı tespit etmiştir. Fakat Orhun harfli kitabelerin yolunu açan ve bu hususta ilim aleminin dikkatini çeken Strahlenberg olmuştur. 1709'da Poltava muharebesinde esir düsen bu İsveçli subayı Ruslar Sibirya'ya sürmüşlerdir. Sürgünde 13 sene kalan, Messerachmidt'e yardıra eden ve serbestçe gezip dolaştığı yerlerde incelemelerde bulunan Strahlenberg 1722'de vatanına döndükten sonra, 1730'da araştırmalarının neticesini yayınlamış ve bu arada eserinde meçhul Yenisey kitabelerinden de bahsederek bazılarını yayınlamıştır. Bu yayın derhal ilim âleminin dikkatini çekmiş ve Orhun âbidelerinden bir iki asır öncesine ait bulunan Yenisey kitabeleri arka arkaya bulunmaya bağlamıştır. Nihayet 1899'da Rus bilgini Yadrintsev, sonradan Kül Tigin ve Bilge Kağan âbideleri olduğu anlaşılan Orhun hitabelerini bulmuş, bunun üzerine 1890 tarihinde Heikel'in başkanlığında bir Fin, 1891'de de Radolff'un başkanlığında bir Rus ilmî sefer heyeti mahalline gönderilmiştir. Her iki sefer heyeti de âbideleri yakından tetkik etmiş ve fotoğraflarını alarak dönmüştür, Fin heyeti getirdiği mükemmel fotoğrafları Avrupa ilim merkezlerine dağıtmış, öte yandan hem Fin heyeti, hem de Radloff, getirdikleri malzemenin fotoğraflarını büyük atlaslar halinde neşretmişlerdir. Bu atlas yayınları ile âbidelerin okunması çalışmaları hızlanmış ve daha başka yazıları da çözmüş bulunan Danimarkalı büyük âlim Thomsen, kısa bir zaman sonra, 1893'te Orhun yazısını çözmeğe muvaffak olmuştur, önce, âbidelerde çok geçen Tengri, Türk ve Küt Tigin kelimelerini çözen Thomsen, sonra bütün âbideleri okumuş, ve böylece Türk milletinin, ebedî minnettarlığına mazhar olmuştur.
Artık bu çözümden sonra bir yandan Thomsen, bir yandan Radloff âbidelerin metni vs tercümeleri üzerinde adeta yarışa girmişler, bunu diğer âlimler takip etmiş ve zamanımıza kadar bu büyük Türk âbideleri elden düşmemiştir. Amerika'dan Japonya'ya kadar Avrupa'da ve medeni âlemde hemen hemen her dilde bu âbideler üzerinde araştırmalar yapılmış, 6 tanesi büyük olan Orhun harfli yeni kitabeler ve metinler bulunmuş, nesirler birbirini kovalamıştır. Son olarak genç Türk âlimi Talât Tekin Amerika'da Orhun Türkçesinin mükemmel bir gramerini ve kitabelerin yeni bir neşrini yapmıştır. Son zamanlarda Orhun sahası arkeolojik araştırmalarda da ön plâna geçmiş ve burada yüzlerce heykel, balbal, çeşitli eserler ve şehir harabeleri bulunmuştur. Burada Çekoslovak âlimi L. Jisl, Kül Tigin heykelinin başını da bulup gün ışığına çıkarmıştır. Bugün, Orhun kitabeleri üzerinde yapılan araştırmaların adları bile bir kitap teşkil eder.
Orhun âbidelerinin manzum olduğunu ileri sürenler vardır. Hattâ bir Rus bilgini bu hususta geniş bir deneme yapmış ve âbideleri manzum olarak yayınlamıştır. Tabiî, bu görüş doğru değildir. Fakat abidelerdeki dilin ve üslûbun ahengini göstermesi bakımından dikkate değer bir husustur. 
4. Gazi I. Meclis Kürsü'sü orijinal levha. "Hakimiyet Milletindir"
MECLİS'TE TARİHİ LEVHA
Anayasa'nın 6. Maddesi'nde belirtilen "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" hükmünün özünü oluşturan "Hakimiyet Milletindir" yazılı levha, 77 yıl önce 30 Kasım 1925'te Büyük Millet Meclisi kürsüsünün arkasına asıldı. Tekke ve türbelerin kapatılmasını öngören yasal düzenleme de aynı gün yapıldı.''Hakimiyet Milletindir'' yazılı levhanın asıldığı ikinci Meclis binası, 1923 yılında mimar Vedat Tek (1873-1942) tarafından CumhuriyetHalk Fırkası Mahfeli olarak tasarlanarak inşa edildi. Bu bina, birtakım değişikliklerden sonra II. TBMM binası olarak 18 Ekim 1924 tarihinde hizmete açıldı. 29 Ekim 1924'te Cumhuriyetin yıldönümü kutlanan ikinci binada 31 Ekim 1924'de ilk oturum yapıldı.II. TBMM binası, işlevini 27 Mayıs 1960 tarihine kadar 36 yıl  boyunca sürdürdü. Bugünkü TBMM binası 6 Ocak 1961'de hizmete girdiktensonra, Merkezi Antlaşma Örgütü'ne (CENTO) ayrıldı. 1961-1979 yıllarında CENTO Genel Merkezi olarak kullanılan bina, Ekim 1981'de Cumhuriyet Müzesi olarak ziyarete açıldı. Müzede bugünlerde yoğun bir restorasyon çalışmalarına tanık olunuyor.MİLLİ EGEMENLİK22 Haziran 1919 tarihinde yayınlanan Amasya Tamimi, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihlerinde toplanan Erzurum Kongresi ile 4-11 Eylül 1919 arasında yapılan Sivas Kongresi'nde milli egemenliğe doğru adımlar atıldı.Millet Meclisi'nin 23 Nisan 1920'de açılmasıyla ''egemenlik'' milletin eline geçti. 20 Ocak 1921'de kabul edilen ''Teşkilatı EsasiyeKanunu''nun ilk maddesini, ''Hakimiyet bila kaydü şart milletindir. (...)'' oluşturdu. 1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu'nda ise ''egemenlik'' esası, üçüncü maddede, ''Hakimiyet bilakaydüşart Milletindir'' olarak belirtildi. Bu kanunun Türkçeleştirilmesini sağlayan 10 Ocak 1945 tarihli 4695 kanun sayılı Anayasa'da üçüncü maddede yer alan hükümle ''Hakimiyet bilakaydüşart Milletindir'' ibaresi, ''Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir''e dönüşümünü tamamladı.1961 Anayasası'nda ise kavram, ''Egemenlik'' başlığı altındaki Madde 4'te, 1982 Anayasası'nda da aynı başlık altında 6. maddede yer aldı.MUSTAFA KEMAL'İN KARARLILIĞIMustafa Kemal, daha 1919'da; 7 Ağustos'u 8 Ağustos'a bağlayan gece, Mazhar Müfit Kansu'nun hatıra defterine şunları yazdıracaktı:''Zaferden sonra hükümet şekli cumhuriyet olacaktır. Bunu size daha önce bir sorunuz üzerine söylemiştim. Bu bir. İki: Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır. Üç: Örtünme kalkacaktır. Dört: Fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir.''Saltanatın kaldırıldığı 1 Kasım 1922 tarihindeki şu sözleri, O'nun ulusal egemenlik kavramı konusundaki kararlılığını ortaya koyar:''Egemenlik, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk milletinin egemenlik ve saltanatına el koymuşlardı; bu tasallutlarını altı asırdan beri devam ettirmişlerdi. Şimdi de Türk milleti bu saldırganların hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir oldubittidir. Söz konusu olan, millete saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız; meselesi değildir. Mesele zaten bir oldubitti gerçeği açıklamaktır. Bu mutlaka olacaktır.Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse fikrimce uygun olur. Aksi takdirde, yine gerçek usulü dairesinde ifade olunur. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir. Ulusal egemenlik bu güçlü iradenin eseridir. (...)''TEKKELER, TÜRBELER KAPATILIYOR
Mustafa Kemal Atatürk, 23 Ağustos-1 Eylül 1925 tarihlerini kapsayanKastamonu gezisi sırasında, Cumhuriyet Halk Fırkası binasında, 30 Ağustos'ta yaptığı konuşmasında tekkelerin kapatılacağını duyurur ve ''Efendiler ve ey millet, iyi biliniz kiTürkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, tarikat-i medeniyedir'' diyerek, uygarlık yolunu gösterir. Buna ilişkin haber de gazetelerde Anadolu Ajansı mahreciyle yer alır.Bakanlar Kurulu da 2 Eylül'de, bu doğrultuda, 2413 sayılı kararınıalır. Buna ilişkin haberi de A.A şöyle yayına koyar:''Ankara, 3 (A.A) - Tekke ve zaviyatın seddine ve ilmiye sınıfı ile kisvesine ve bilumum devlet memurlarının kıyafetine dair ahiren İcra Vekilleri Heyetinin 2 Eylül 1341 tarihli içtimaında ittihaz edilen 2413 nolu karar berveçh-i atidedir:Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle inşa edilmiş ve gerek şeyhin mülkü olarak matabu taht-ı temlikinde bulunmuş olan bilumum tekkeler ve zaviyeler bila istisna kamilen kapatılmıştır. (...)''30 Kasım 1925 tarihinde de tekke ve türbelerin kapatılmasını, tarikatların kaldırılmasını öngören ''Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun'' kabul edilerek, genç Cumhuriyet yolunda ilerlemesini sürdürür.
5. TBMM 2. Binası. Ulus. Milletvekillerinin Hitap Kürsüsü. "Hakimiyet Milletindir"
TARİHTEN BUGÜNE MECLİSLERİMİZ…
Ulus’ta yer alan 1.TBMM Binamız bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak 1961 yılından beri ziyaretçilerini ağırlıyor. Bina ilk olarak 1915 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti için inşasına başlanmış. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasına karar verildiğinde bu binanın kullanılmasına karar verilmiş ve 115 temsilci ile ilk toplantı yapılmış. En yaşlı üye sıfatıyla Sinop Mebusu Şerif Bey geçici başkanlığı üstlenerek açılış konuşmasını yapmış. Ardından Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa söz alarak Meclis’in hangi üyelerden oluşacağına dair bir açıklama yapmış. Ertesi gün yapılan ikinci toplantıda da Mustafa Kemal Paşa oybirliği ile Meclis Başkanı seçilmiş. İlk anayasa, İstiklal Marşı’nın kabulü, Saltanatın kaldırılması bu Meclis tarafından kabul edilmiş, Ankara’nın başkent olması, Lozan Barış Antlaşması, Cumhuriyet’in ilanı gibi önemli kararlar bu meclis çatısı altında alınmış. Yine bu meclis Atamız’ı cumhurbaşkanı seçmiş…
Genel Kurul Salonu’ndaki sıralar okullardan, yağ lambaları ve sobalar civar kahvehanelerden getirilerek millet egemenliğine dayanan ilk meclis binasının temelleri de yine halkın el ve gönül birliği ile oluşturulmuş. Genel Kurul Salonu’nda Arap harfleri ile “Hakimiyet milletindir” yazıyor ve Atamız’ın isteği üzerine salonda resmine yer verilmiyor.
Binanın diğer bölümlerinde, Meclis Başkanı, Katipler, Encümenler Odaları ile Kulis yer alıyor.
Ve 2.TBMM… Cumhuriyet Müzesi… Bu bina 1923 yılında Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanıp, inşa edilmiş, 18 Ekim 1924-27 Mayıs 1960 tarihleri arasında geçen 36 yılda meclis binası olarak hizmet vermiş. 1924-1960 yılları arasında Genel Kurul Toplantı Salonu’nda Atatürk ilke ve devrimleri gerçekleştirilmiş, çağdaş yasalar çıkarılmış, önemli anlaşmalar yapılarak çok partili sisteme geçiş sağlanmış. Atatürk, 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında 36 saat 33 dakika süren “Büyük Nutku”nu bu salonda okumuş…
Müze girişindeki ilk oda Atatürk’e ayrılmış ve hayatı kronolojik olarak fotoğraflarla burada anlatılmış. Atamız Türkiye Cumhuriyeti’ne 1923-1938 tarihleri arasında cumhurbaşkanlığı yapmış… İkinci oda 1938-1950 tarihleri arasında görev alan 2. cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’ye, üçüncü oda da 3.Cumhurbaşkanımız olan Celal Bayar’a ayrılmış olup kendisi 1950-1960 yılları arasında hizmet vermiş… Atatürk ilke ve inkılaplarına dair çeşitli obje ve bilgiler sergilendiği çeşitli odaları gezerken en ilgimi çeken Atatürk’ün 10.yıl nutkunun kayıtlı olduğu plak ve seslendirdiği mikrofon oldu. Müzenin ikinci katında ise Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Çalışma Odası, Kabul Salonu’na yer verilmiş.
Günümüzde kararların alındığı üçüncü ve son TBMM binasındayız. Cumartesi 11.00-16.00 arası her saat başı tanıtım için gezilebiliyor. İki ayrı güvenlik aşılıyor önce. Kimlik teslimi ile giriş sağlanıyor. Üstteki geniş locada yerimizi alıyoruz. Bir rehber bize anlatıyor salonun fiziksel özelliklerini, meclisin işlevlerini. 6 Ocak 1961’de açılmış, 22 sene inşası sürmüş. “U” biçimindeki koltuklar milletvekillerine ait. Altta 4 giriş var. Oturuş açısı sağdan sola doğru en çok oy alan partinin olacak şekilde konumlandırılıyor. Karşıda yarım daire şeklinde Başkanlık Divanı kürsüsü yer alıyor.18 kişiden oluşur ve milletvekilleridir diyor rehber. Bayrakların önündeki sağ ortada yer alan sırt bölümü uzun koltuk Başbakan’a aitmiş. Sol taraf komisyonun koltukları. 17 komisyon var bakanlık ve başbakanlıktan gelen. 550 milletvekili yer alıyor. Cumhurbaşkanı onama makamı. Sol balkon diplomat locasının. Ülkemize gelen yabancı misyon burada ağırlanıyor. Bizim oturduğumuz alan da halk meclisi. Salonun içi 1998’te yenilenmiş. Tavanda yer alan 16 avizenin sayısı rastlantı değil. Tarihteki bağımsız Türk devletlerini simgeliyor. Çekoslavak bohem kristalinden yaptırılmış. Meclisteki tüm konuşmaların stenograflarca kayda alınıyor. 5 kişiler ve kendi içlerinde bir trafikleri var. İşleri oldukça güç olduğundan 10 dakikada bir değişiklik yapılıyor. Çıktıklarında da Türkçe’ye döküyorlar. Bu da zapta dönüşüyor. Sonra 2 tür oylama yapıldığından bahsediyor. Açık oylamada isimle ya da elle kabul/red/çekimser olarak yapılıyor. Kapalı oylamada kabinler kuruluyor ve kabul/red/çekimser nitelikli farklı renk kartları veriliyor. Oylamalar sağ ve solda yer alan ekranlardan Genel Kurul’a ilan ediliyor. Ortada yer alan Atatürk çiçeği her yıl yenileniyor. Ve yine Atatürk resmi diğer meclislerimizde olduğu gibi bu mecliste de yer almıyor.
Hepsinde tek olan ve değişmeyecek bir şey varsa o da “Hakimiyetin milletin…” olması…
6. Hasan Korkmazcan.
HASAN KORKMAZCAN’IN ÖZGEÇMİŞİ
01.05.1941 tarihinde Tavas Aydoğdu Köyü’nde doğdu.
EĞİTİM
1953 yılında Aydoğdu Köyü İlkokulu’nu, 1960 yılında Isparta İmam Hatip Okulu’nu, 1962 yılında Denizli Lisesi’ni bitirdi. Şubat 1967’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajını İstanbul Barosu’nda tamamladı.
GAZETECİLİK
1956-1962 Demokrat, Isparta, Mücadele, Yeni İnkılap gazetelerinde köşe yazarlığı ve yazı işleri müdürlüğünde bulundu. 1964-1969 yıllarında İstanbul’da Sabah Gazetesi haber müdürlüğü, Mavi Kırlangıç eğitim gazetesinde genel yayın müdürlüğü yaptı. 1979’da Zaman Gazetesi kurucuları arasında yer aldı. 1986-1991, 2002-2012 yıllarında Parlamento Dergisi’nin sahipliğini üstlendi.
AVUKATLIK VE KAMU
1968-1986 yıllarında İstanbul Barosu’na, 1986-1991 arasında Ankara Barosu’nda kayıtlı olarak serbest avukatlık yaptı. 1983-1988 Sümerbank Başhukuk Müşavirliği, Mannesman- Sümerbank A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, Süti, Köyteks, Sümertaş ve Tofaş A.Ş. Yönetim Kurulu ve Murahhas üyeliklerinde bulundu.
SANAYİ VE İŞ HAYATI
1977-1991 yılları arasında Puro, Taciroğlu Holding, Yarın Yayıncılık, Fono Müzik A.Ş., Astay Holding, Opet  ve Ortay A.Ş. gibi özel kesim kuruluşlarında Yönetim Kurulu Başkanlığı, Üyeliği ve Murahhas Üyelik görevi yaptı.
SENDİKA YÖNETİCİLİĞİ
1983-1987 yıllarında Sümerbank İşveren Sendikası ve Kamu- İş İşveren Sendikasında kurucu yönetim kurulu üyeliğine seçildi.
ÇEVRE, KÜLTÜR-SANAT
1957-1960 yıllarında Isparta’da Orta Öğretim Gençliği Ağaçlandırma Teşkilatı (OGAT) kurucu ve genel başkanı, 1960-1962 yıllarında Tokat- Reşadiye’de Bereketli Ağaçlandırma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı olarak çevrecilik, sanat ve kültür çalışmaları organize etti.  Bereketli’de bölge kütüphanesi, çocuk korosu, köy tiyatrosu ve köy ormanı kurdu.
GENÇLİK KURULUŞLARI
1962-1965 yıllarında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı ve Yüksek Öğrenim Gençliği Kıbrıs Mücadele Komitesi Başkanlığı görevlerine seç ildi.
SİYASET, PARLAMENTO VE DEVLET HİZMETİ
1969’da AP Denizli Milletvekili seçildi. 26 Haziran 1970’de AP’den ihraç edildi. Aralık 1970’de Demokratik Parti Kurucuları arasında yer aldı ve DP’nin ilk TBMM Grup Başkanvekili seçildi. 1973 seçimlerinde tekrar Denizli Milletvekili seçildi. 1977 seçimlerine kadar DP TBMM Grup Başkanvekilliği görevini  sürdürdü. 1977’de DP Genel Başkan Yardımcısı seçildi ve bu görevi DP’nin kapanışına kadar sürdürdü.
1971-1972 yıllarında Partilerarası Anayasa Komisyonu Başkanlığı yaptı.
1983 yılında Denizli’den Bağımsız Milletvekili Adayı oldu. MBK tarafından veto edildi.
1991 seçimlerinde ANAP’tan Denizli Milletvekili seçildi ve bu dönemde ANAP TBMM Grup Başkanvekilliği görevini yürüttü. 1995 seçimlerinde tekrar ANAP Denizli Milletvekili olarak TBMM’ye seçildi ve 20. Dönem süresince TBMM Başkanvekili, TBMM Kültür Sanat Yayın Kurulu Başkanı ve Partilerarası Uyum Komisyonu Başkanı olarak görev yaptı. Bu dönemde kanunlar gereği TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı Vekili görevlerini de üstlendi.
ASKERLİK GÖREVİ
Askerlik görevini 1960-1962’de Tokat-Reşadiye Bereketli İlkokulu’nda ve Amasya Tugayında Yedek Subay Öğretmen-Teğmen olarak tamamladı.
PARLAMENTER KURULUŞLARI VE DIŞ GÖREVLER
1987’de Türk Parlamenterler Birliği Genel Başkanlığı’na seçildi. 1992 yılına kadar bu görevi sürdürdü. Daha sonra TPB görevini yönetim kuruluna seçilerek devam ettirdi. 2002 yılında tekrar TPB Genel Başkanı seçilen Korkmazcan Haziran 2012 tarihine kadar aralıksız olarak dört dönem daha bu göreve seçildi. 1988-2012 yılları arasında başlangıçta “Beşli Grup” daha sonra “Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği Ülkeleri Eski Parlamenterleri Birliği” adını alan Uluslararası Parlamenterler Örgütü’nün kurucuları arasına katıldı ve 2013’e kadar Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. Korkmazcan 1991-1995 yılları arasında Parlamentolararası Birlik (Dünya Parlamentosu) Türk Delegasyonu üyesi olarak görev yaptı. Ayrıca iki dönem KEİPA ve Akdeniz Ülkeleri Parlamenterler Asamblesi’nde TBMM Heyet Başkanı olarak görev yaptı.
2007 yılında kurulan Uluslararası Parlamenterler Platformu’ nun (Türk ve İslam Dünyası Parlamenterlerinin sivil kuruluşu) Kurucu Başkanı olan Korkmazcan halen TPB Onursal Genel Başkanı ve Başkentliler Platformu Kurucular Kurulu Başkanı’dır.
AİLEVİ DURUMU
Korkmazcan, Refika Güldoğan Korkmazcan ile evlidir. İki kızı (Av. Selva Işık, Dr. Selcen Korkmazcan) ve iki torunu (Yağmur Işık, Yasemin Işık) vardır.
7. Çanakkalle'de, "Şehid için yapılan Bayrak Töreni" ve Şehid'in Türk Bayrağını Selâmlaması. 

29 Nisan 2016 Cuma

YENİ ANAYASAYA REDDİYE & BİRLİKTE TÜRK MİLLETİYİZ.28 NİSAN 2016 PERŞEMBE, "DEVLETİMİZİN TEMELLERİNE DOKUNULAMAZ"

BİRLİKTE TÜRK MİLLETİYİZ.28 NİSAN 2016 PERŞEMBE

DEVLETİMİZİN TEMELLERİNE DOKUNULAMAZ!..
Türk Milletiyle meselesi olanlar bilmelidirler ki laiklik devletimizin temel esaslarındandır.
“Birlikte Türk Milletiyiz Hareketi” olarak; TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın, çelişkiler yumağı halindeki "Yeni anayasa ve laikliğe” dair infial yaratan sözlerini şiddetle kınıyor, Türk Milletinin huzuruna atılmış bir bomba olarak görüyoruz.
Kahraman (?) diyor ki: "Anayasa inanca göre tasnif edildiğinde, bu 82 Anayasası da, 61 Anayasası da dindar anayasalardır. Neden? Resmi tatiller, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı'dır. Din dersleri mecburidir ve inanca dayalı bir yapısı vardır. Yani seküler değildir, dindar anayasadır. Laiklik tarifi de ona göre olmalıdır. Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır. Tarifi de yok. İsteyen, istediği gibi bunu yorumluyor. Böyle bir şey olmamalıdır. Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım.”
Nedense Diyanet İşleri Başkanlığını hatırlamayan Meclis Başkanı hem Anayasalarımız “dindardır, seküler değildir” demekte, hem de “Dindar anayasa meselesinden, [yeni] anayasamızın kaçınmaması lazım” şeklinde konuşmaktadır. Amacı gizleyen bu çelişki masum görülemez.
Yine, “devletin inanca dayalı yapısına göre laikliğin tarifi olmalı, tarif olmadığı için isteyen istediği gibi bunu yorumluyor” şeklinde şikâyet ediliyor. Anayasamızda, laikliğin tarifi yok ama, belirlenen sınırları vardır. (M. 24) Doğru olan da budur. Çünkü inanç sistemlerinin tarifi yapılacak olursa, ortaya, “benim istediğim gibi inanacaksınız” dayatması kaçınılmaz olarak çıkar ki bu, inanç ve özgürlük alanını iyice daraltacağı için tehlikelidir, çatışmaya yol açar. Asıl kaçınılması gereken budur; kabul edilemez.
Meclis Başkanı Kahraman, bir yandan anayasalarımızın “dindar” olduğunu açıklarken öte yandan, “Yeni anayasa”da “Lâdinilik [Din dışılık] ve “Laiklik olmamalı” diyebiliyor. Bu inkârcılıktır.
İsmail Kahraman’ın sorumsuzca ortaya attığı bu görüşler yeni değildir. 2012 yılında başında bulunduğu Birlik Vakfının “Anayasa Teklifi”nde de aynen mevcuttur. Farkı ise, o zaman vatandaş, ama bugün TBMM Başkanı olmasıdır.
Daha da önemlisi; Birlik Vakfı’nın anayasa taslağında, “ana dilde eğitim” yapılması öngörülürken, “Türk Milleti” adı tek bir defa bile geçmemektedir. Milletvekili yemini ise, adı belli olmayan meçhul bir “millet” adına yapılmaktadır.
Ortalığı karıştıran “laiklik” açıklaması ile “Türksüz anayasa” tuzağı birlikte düşünüldüğünde, ne yapılmak istendiği daha iyi anlaşılmıyor mu?
Aslında laiklik yolunda ilk adım, Osmanlı Türk Devletinin dağılmasını önlemek üzere Sultan II. Mahmut döneminde atılmıştır. “Mecelle” dâhil pek çok temel yasa bu anlayışa göre yapılmıştır. Meclis Başkanının anayasamızın değiştirilemez maddelerini hedef alan konuşması, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk Milletiyle meselesi olduğunu göstermektedir.
Sarf edilen sözler “Kişisel görüşlerdir.” denilerek geçiştirilemez. Konuşma, TBMM Başkanı sıfatıyla yapılmıştır. Vatandaşlıkla TBMM Başkanlığı arasındaki farkı bilmediği veya bu farkı ciddiye almadığı düşünülemez. Devletimizin temel bir ilkesine karşı çıkan birinin işgal ettiği, “Devletin 2 Numaralı makamını” derhal boşaltması gerekmektedir.
BİRLİKTE TÜRK MİLLETİYİZ HAREKETİ

16 Nisan 2016 Cumartesi

MİLLİ ANAYASA HAREKETİ BAŞKANI HASAN KORKMAZCAN: "Yeni ve bölücü anayasa küresel güçlerin bir aldatmacası, kirli oyunu ve dayatmasıdır. "

BÖLÜCÜ ANAYASA BUZDOLABINDA

Halkın ‘Bölünme anayasası’ adını verdiği girişimde hesap tutmadı. Erdoğan ve AKP’de ‘yenilgi’ korkusu yaşanırken, ‘destek vermeyen halkın ikna edilmeye ihtiyacı olduğu’ görüşü öne çıktı. 
(15 Nisan 2016 Cuma 13:24  Aydınlık / Ankara)
Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM’de kurulan “Yeni anayasa masası”nın dağılması sonrasında AKP’nin kendi teklifini Meclis’e sunmasını istemişti. Erdoğan genel merkez yöneticileriyle ve AKP TBMM Grup Yönetim Kurulu üyeleriyle birçok kez bir araya gelerek izlenecek yol haritası konusunda görüşmeler yaptı. Erdoğan’ın talimatları sonrası Başbakan Ahmet Davutoğlu da yaptığı açıklamada AKP’nin teklifinin haziran ayında TBMM’ye sunulacağını, Eylül ayında da referanduma gidilebileceği mesajı verildi. Hazırlıkların bu takvime göre yapılması istendi.
Bu açıklamaların üzerinden daha bir ay geçmeden kulislere “Erdoğan ve AKP’nin “Yeni anayasa konusunu ertelediği, demlenmeye bıraktığı” bilgisi düştü. AKP kulislerini yakından izleyen Milliyet Ankara Temsilcisi Serpil Çevikcan ve Yeni Şafak’tan Hürriyet gazetesine transfer olan Abdulkadir Selvi aynı gün gelişmeleri köşelerine taşıdı.
Selvi, çalışmaların “acele edilmemesi ve zamana yayılması” kararını Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin ortak iradesi olduğunu ifade etti. Selvi gazetesindeki köşesinde TBMM’deki oylamada 330, referandumda yüzde 51 sıkıntısına değindi. “Tünelin ucundaki ışığın görülmesi” gerektiğine vurgu yaptı.
ASIL NEDEN NE?
Aydınlık, Erdoğan ve AKP’nin “Yeni anayasa”da neden plan değiştirdiğini araştırırken, geri adımın zorunluluktan kaynaklandığı bilgisine ulaştı. Erdoğan adına kamuoyu araştırması yapan ekipten edinilen bilgilere göre yapılan strateji değişikliğinin nedenleri şöyle:
Anketler tehlike işareti verdi:
“Yeni anayasa ve başkanlık” konusunda yaptırılan anketler çelişkili sonuçlar verdi. Anketlerde bazı dönemlerde destek yüzde 56’ya kadar çıkarken, bazılarında ise yüzde 46’larda kaldı. Aynı konuda sorulan diğer sorulara verilen yanıtlarla, “Yeni anayasa”ya destek arasında uyum görülmedi. Bu durum konunun uzmanı öğretim üyeleri tarafından “tehlike işareti yanıyor” şeklinde yorumlandı. Aydınlık’a bilgi veren bir uzman, “Referandumun garanti olmadığı açıkça görülüyor. Referandum öncesinde ortaya çıkabilecek bir olumsuzluk her şeyi altüst edebilir. Böyle bir durum Cumhurbaşkanı Erdoğan için de AKP için de ciddi sıkıntı doğurur. Bugünkü koşullarda alınacak yenilginin arkası gelir. Sanırım bu durum Cumhurbaşkanına anlatıldı” dedi.
ERDOĞAN DAVUTOĞLU’NA GÜVENMİYOR
“Yeni anayasa” girişiminin soğutulmasının bir başka nedeni de Erdoğan’ın Davutoğlu için ‘başka hesaplar içinde’ olduğuna inanması, Erdoğan’ın teklifin TBMM oylamasında AKP’den ciddi firelerin olabileceği istihbaratı aldığı.
Teklifin TBMM’de yenilgiye uğramasının Davutoğlu’nu güçlendireceğini düşünen Erdoğan’ın MHP, CHP ve HDP’deki gelişmeleri beklediği, bu partilerde yaşanacak gelişmelere göre hareket etmenin daha doğru olacağına karar verdiği vurgulanıyor.
Erdoğan’a anayasa girişimini erteleme önerisi götüren ekibin değerlendirmelerinden biri de şöyle: Halkın gündeminde ilk sıralarda terör ve ekonomik kriz var. Piyasalarda belirgin bir durgunluk var. Halkın “Yeni anayasa”ya hiç ilgisi yok. Toplantılarda belediye personeli ve memurlarla salonların doldurulması yanıltıcı. Üstelik “başkanlık” konusunda kafalar da karışık. “Yeni anayasa”ya karşı hızlı bir karşı hareket oluşabilir. “Bölünme Anayasası” kampanyası geçen dönem etkili oldu, yine olur.
AYNI ANDA ÇOK CEPHEDE SAVAŞ KAZANILMAZ
Saray’da yapılan değerlendirmelerde öne çıkan bir başka konu da aynı anda çok cephede savaşmanın zorluğu.
7 Haziran seçimleri öncesindekine benzer bir havanın ortaya çıkma riski. “Yeni anayasa” konusunda yaşanacak bölünmenin hem PKK’ya, hem de FETÖ’ye yarayacağı, bunun da referandum sonuçlarını olumsuz etkileyeceği konuşuluyor.
‘MAH VATAN NÖBETİNİ SÜRDÜRECEK’
Milli Anayasa Hareketi (MAH) Başkanı Hasan Korkmazcan “Yeni anayasa” girişiminin ertelenmesinin kendilerinin bir başarısı olduğunu bildirdi. Türkiye’nin bölücü terör ve F tipiyle mücadele yürüttüğü, sınırlarımızda savaşın yaşandığı bir dönemde “Yeni anayasa” girişiminin bölücü bir girişim olacağını kaydeden Korkmazcan şunları söyledi:
“Yeni anayasa küresel güçlerin bir dayatmasıdır. Bu nedenle egemenlik bilinciyle yaşayan milletimize Cumhuriyet değerlerine aykırı bir anayasayı kabul ettirmek mümkün değildir. 1 Kasım seçimlerinden sonra Atlantik ötesi sipariş yeniden gündeme geldi. Ancak masa kısa sürede dağıldı. AKP’nin tek başına anayasa yazma girişimi de buzdolabına kaldırılmış görülüyor. Bu sonucun alınmasında MAH’ın millete dayanan caydırıcı gücü büyük rol oynamıştır. Batının ‘Yeni anayasa’lar yoluyla ulus devletleri kuşatma hareketine katılan siyasi partiler eninde sonunda halkın bağımsızlık direnciyle karşılaşacaktır. Anayasayı yeniden yazma girişimi aslında anayasayı ihlal girişimidir.”
‘YENİ ANAYASADA ZİKZAK YOK’
Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtladı. Elvan “Yeni anayasa” konusunun zamana yayılacağı ile ilgili olarak, “Biz zikzak yapan parti değiliz. Böyle zamana yayma, ipe un serme gibi bir yaklaşım kesinlikle söz konusu değil. Parti ve Hükümet olarak gereğini yapacağız. Sonuna kadar bu değişikliğin de arkasındayız” dedi.
Elvan, “Takvimde değişiklik olup olmayacağı” sorusuna, “Komisyonumuz yoğun şekilde çalışıyor. Çalışmaları bitirir bitirmez elbette Meclis’e sevk edecekler” karşılığını verdi. Elvan’ın sözleri Meclis kulislerinde “AKP’de kararlar ortak alınmadığı için haberi olmamış” şeklinde değerlendirildi.

15 Ocak 2016 Cuma

İstanbul Barosu Başkanlığı: "TALEP EDİLEN SÖZDE 'DEMOKRATİK ÖZERKLİK' VEYA 'ÖZYÖNETİM', AÇIKÇA ÜLKENİN BÖLÜNMESİNİ İSTEMEK VE BU YÖNDE BİR KALKIŞMA ÇAĞRISIDIR"

Haber: İstanbul Barosu Başkanlığı
Son Güncelleme: 12.01.2016 & Etkinlik Tarihi: 29.12.2015 
TALEP EDİLEN SÖZDE "DEMOKRATİK ÖZERKLİK" VEYA "ÖZYÖNETİM", AÇIKÇA ÜLKENİN BÖLÜNMESİNİ İSTEMEK VE BU YÖNDE BİR KALKIŞMA ÇAĞRISIDIR

TALEP EDİLEN SÖZDE "DEMOKRATİK ÖZERKLİK" VEYA "ÖZYÖNETİM", AÇIKÇA ÜLKENİN BÖLÜNMESİNİ İSTEMEK VE BU YÖNDE BİR KALKIŞMA ÇAĞRISIDIR. CUMHURİYETE KARŞI BU KALKIŞMA VE MEYDAN OKUMA KABUL EDİLEMEZ. ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLEMEZ İLKELERİNE AYKIRI BU TALEPLERİN HUKUKEN VE FİİLEN GERÇEKLEŞME ŞANSI BULUNMAMAKTADIR.
"Demokratik Toplum Kongresi" nin (DTK) Diyarbakır'da gerçekleştirdiği Genel Kurulunun sonuç bildirgesinde ortaya konan 14 maddelik talepler listesi, sözde "demokrasi" ve "özgürlük" masalları ile maskelenen bazı gerçekleri iyice açığa çıkarmıştır. Şöyle ki:
1) Ayrılık deklarasyonu anlamında dile getirilen bu talepler emperyalizm destekli bir etnik kalkışma ve ayaklanmanın ulaştığı aşamayı göstermektedir.
2) Özü itibariyle bu deklarasyon terör örgütü PKK-Kongre Gel'in 17 Mayıs 2005 tarihinde kabul ettiği "KCK Sözleşmesi" ndeki isteklerin, "siyasi talepler" kılıfıyla sözde "demokrasi" ve "özgürlük" maskesiyle tekrarından ibarettir.
3) Bu deklarasyonu kaleme alanlar emperyalizmin Türkiye üzerindeki 100 yıllık rüyasının güdümlü ve gönüllü taşeronlarıdırlar. Sevr’in güncellenmesinden başka bir şey olmayan bu bildirge gerçekte emperyalizmin talepleridir.
4) Sık sık kullanılan "demokratik" kelimesi, metinde çokça dillendirilen"özyönetim" ve "özerklik" talebiyle, ülke toprağının belli bir bölümünün merkezi yönetimin dışına çıkarılarak parçalanmayla sonuçlanacak bir yola girilmesi, Anayasanın değiştirilemeyecek ilk üç maddesinin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu gizlemeye yetmemektedir.
5) Kaldı ki metinde talep edilen sözde "demokratik özyönetim” veya özerkliğin parçaları olarak öne çıkarılan yasama, karar alma, yargı, vergi toplama, asayiş ile ilgili hususlar da gerçek amacı ortaya koymaktadır.
6) Hedeflenen "özyönetim" in "özü" nün ve amacının ne olduğu, "Biji serok Obama" sloganında saklıdır.
7) Bu talepler, şimdiye kadar halkı aldatmak için takılan bazı maskeleri indirmiş, makyajları dökmüş, deyim yerindeyse takke düşmüş, kel görünmüştür.
8) Ülkenin içine sürüklendiği bu etnik kalkışma ortamından, terör örgütünü masum siyasi bir hareket gibi göstermeye çalışanların, Kandil’ den "yerli" bir "Mandela" yaratmaya soyunanların, hendek ve barikat ardından halka, güvenlik güçlerine silah sıkanları "özgürlük savaşçısı" olarak yansıtanların sorumlulukları büyüktür.
9) Terör örgütünce hendekler kazılır, barikatlar örülürken ülkenin yönetiminden ve kamu güvenliğinden sorumlu olanların akıl almaz aymazlığını da hatırlatmak isteriz. Kent merkezlerinin ve şehirler arası yolların patlayıcılarla doldurulmasının, sözde "açılım" sürecinin, halktan gizlenen Oslo görüşmelerinin, Habur aymazlığının siyasi sorumlularının, ortaya çıkan vahim tablonun sorumluluğundan sıyrılmaya çalışması bize hiç de şaşırtıcı gelmemektedir.
Yaşanmakta olan etnik kalkışma süreciyle ülkenin karşı karşıya geldiği bölünme tehlikesinden, 13 yıllık tek başına yönetimi ve uygulamalarıyla öncelikle siyasi iktidar sorumludur ve bu ağır bir sorumluluktur.
10) Kendisini "Türkiye" partisi olarak göstermeye çalışan, bölgedeki feodal düzene karşı tek kelime etmeyen, emperyalist güçlerin Ortadoğu'daki varlığından rahatsız olmak bir yana onları davet eden, olaylara emekçinin ve yoksul halkın safından bakmak yerine etnik gözle bakan, "demokrasi", "barış", "siyasi çözüm" sözcüklerini dilinden düşürmeyen, tekke ve zaviyelerin açılması yönünde kanun teklifi veren, gerici ayaklanmaları anan ve kutsayan bir partinin, bu taleplere olan desteği ile birlikte gerçek yüzü ve amacı, ne kadar "Türkiye" partisi ve "sol" olduğu da tam olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Gerek bu parti gerekse terör örgütü hiç bir şekilde Kürt kökenli yurttaşlarımızı temsil etmemektedir.
11) İleri sürülen taleplerin, gerçekte "demokrasi" ve "barış" ile bir ilgisi olmayıp; Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne yönelik, terör örgütü üzerinden, siyasi iktidarın da parçası olduğu küresel emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesinin ( BOP ) son aşamasıdır.
12) Bu arada, anılan bildiride, dile getirilen taleplerin sürekli olarak, siyasi iktidar tarafından da taahhüt edilen ve girişimlerine başlanan sözde"Yeni Demokratik Anayasa" ile ilişkilendirilmesi, gerçekte yeni anayasa sürecinin neyi hedeflediğini, bu hususta siyasi iktidarla anlamlı birlikteliği de açıkça ortaya koymaktadır. "Yeni Anayasa" talebinin gerçek amacı, Anayasanın değiştirilemez maddelerinin bir oldu bitti ile değiştirilmesi suretiyle amaçlanan bölünmenin Anayasal alt yapısını, hukuki dayanağını oluşturmaktan ibarettir. Ancak bu hukuken de fiilen de mümkün değildir.
13) Bilinmelidir ki, hangi oy veya çoğunlukla olursa olsun, hukuken değiştirilemez maddelerin değiştirilmesi imkanı bulunmamaktadır. Üstelik bu hukuki gerçek karşısında, bu yöndeki her girişim Türk Ceza Kanunu’nun 309.maddesindeki suçu oluşturacaktır. Buna izin verilemeyeceği açıktır.
14) Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmesini, parçalanmasını içeren emperyalizm ve onun yerli işbirlikçilerinin 100 yıllık bu "rüyası" yine "rüya" olarak kalacak, bunu talep edenler içinse "kabus"a dönüşecektir !
Zira Kürt kökenli yurttaşlarımızın da eşit bir parçası ve mensubu olduğu"Türk Milleti" buna asla izin vermeyecek, bu emperyalist saldırı ve oyunu bir kez daha birlik ve bütünlüğü içinde püskürtecek, Cumhuriyetin değerleri içerisinde gerçek barışı, birlikteliği, demokrasiyi gerçekleştirecektir.
Hiç bir güç ve provokasyon, yurttaşlarımız arasında etnik bir kavga ve kargaşa yaratmaya yetmeyecek, Türk Milleti bu oyuna gelmeyecektir. Çözüm, bölünme ve parçalanmada değil, ortak aidiyet duygusunun temeli olan ulus devlete sımsıkı sarılarak birilikte emperyalizme karşı koymaktır. Ülkemizin üzerinde bu karanlık oyunları oynayanlar da mevki ve konumları ne olursa olsun, er geç hukuka hesap vereceklerdir.
İstanbul Barosu olarak, Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk üç maddesini kararlılıkla savunacağımızı, Cumhuriyete ve onun değerlerine sonuna kadar bağlı kalarak bunları koruyacağımızı, üniter, demokratik, laik sosyal hukuk devletine yönelik her türlü saldırıya karşı koyacağımızı, Türkiye'yi etnik bir cehenneme çevirme planlarına karşı sonuna kadar kardeşliği ve gerçek barışı savunacağımızı, sorunların ülkenin birlik ve bütünlüğü içinde ve herkes için daha fazla demokrasi talebiyle çözümü yönünde davranacağımızı bir kez daha kamuoyuna saygı ile duyururuz.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

7 Ocak 2016 Perşembe

Vatan Partisi: Bölücü Teröre Karşı 14 Maddelik Acil Mücadele Programı

Vatan Partisi’nin Bölücü Teröre Karşı 14 Maddelik Acil Mücadele Programı
Doğu Perinçek: "Özerk Kürdistan" faaliyetine giren HDP derhal kapatılsın
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bugün Genel Merkezde bir basın toplantısı düzenleyerek, PKK/HDP’nin “Özerk Kürdistan” ilanına karşı Devlet ve Millet Olarak Topyekun Mücadelenin artık yakıcı görev olduğunu açıkladı. Basın Toplantısına Vatan Partisi’nin Genel Başkan Yardımcıları Hasan Korkmazcan, E. Korg. İsmail Hakkı Pekin, Yaşar Okuyan, Erol Çakır, Erten Acır, Nusret Senem ve Bülent Esinoğlu ile Genel Başkan Danışmanı Barlas Doğu da katıldılar. (29 Aralık 2015 Salı)
Perinçek, şunları belirtti:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE SAVAŞ İLANI
26-27 Aralık 2015 günlerinde Diyarbakır’da toplandığı belirtilen sözde Demokratik Toplum Kongresi (DTK), 14 Maddelik bir “Deklerasyon” yayınlayarak, “Demokratik Özerk Bölgeler” oluşturacaklarını ilan etti (Özgür Gündem, 27 Aralık 2015).
“Özerk Kürdistan” ilanı, Türkiye’ye savaş ilanıdır.
“Özerk Kürdistan” ilanı, Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde sözüm ona devletçik kurma girişimidir. Üstelik bu savaş ilanında, açıkça Bölücü Terör Örgütünün silahlı gücüne dayanıldığı ifade edilmektedir. Bu deklerasyon, bir düşünce açıklaması değil, zor kullanmayı içeren eylemli bir kalkışmadır. Devlet bütünlüğünü ve milletin birliğini cebren ortadan kaldırma suçunun bütün unsurları mevcuttur. Cumhuriyetimize, vatan bütünlüğümüze ve millî birliğimize karşı en ağır suç işlenmiştir.
Suç işleyenler, PKK’nın güdümündeki HDP liderleridir.
AKP iktidarı, Açılım yaparak Bölücü Terör Örgütünün güç toplamasını sağladı. CHP, PKK’nın terör faaliyetini Meclis çatısı altında sürdürmesine yol açtı. AKP ve CHP, Bölücü Teröre yardımcı olan siyaset ve uygulamalara derhal son vermelidirler.
VATAN PARTİSİ’NİN BÖLÜCÜ TERÖRE KARŞI 14 MADDELİK ACİL MÜCADELE PROGRAMI
Türkiye, ABD güdümlü Bölücü Teröre son vermek için, tarihî bir fırsat yakalamıştır ve bu konuda kesinlikle başarıya ulaşacaktır.
Çözüm, devlet ve millet olarak topyekun mücadeledir.
Vatan Partisi, programıyla ve siyasetiyle milletin birliği, vatanın bütünlüğü ve Cumhuriyet mücadelesinin ön cephesindedir. Vatan Partisi’nin orta ve uzun sürede uygulanacak siyasal, toplumsal ve ekonomik programı, kaçınılmaz olarak Türkiye’nin gündemine gelecektir.
Şu anda yakıcı görevler şunlardır:
1. HDP’NİN KAPATILMASI İÇİN DERHAL DAVA AÇILMALIDIR
Anayasanın 68/4. Maddesine göre, siyasal partilerin tüzük, program ve eylemlerinin “Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” aykırı olması kapatma nedenidir. Devletin bölünmez bütünlüğü, devletin tekliği ilkesini ifade eder. Nitekim Siyasî Partiler Kanunu’nun 80. Maddesi, Anayasanın bu düzenlemesine dayanarak, siyasal partilerin devletin tekliği ilkesini değiştirme amacını güdemeyeceklerini ve bu yönde faaliyette bulunamayacaklarını hükme bağlamıştır.
Silahlı Bölücü Örgütün cebir ve şiddetine açıkça dayanan özerklik ilanı ve bu yöndeki faaliyeti, hem bir program açıklamasıdır, hem de suç eylemidir. Bu faaliyeti doğrudan doğruya HDP genel merkez yöneticileri yürütmektedirler.
HDP, Türkiye topraklarının bir bölümü üzerinde bir başka devletin kurulmasını amaçladığını genel başkanının ve genel merkez yöneticilerinin ağzından ilan etmiştir ve bu yöndeki faaliyetin odağı haline gelmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP hakkında Anayasa Mahkemesine kapatma davası açma sorumluluğu ve göreviyle karşı karşıyadır. Hukukun emri de budur, milletin talebi de budur, Türkiye’nin vatan bütünlüğünün gereği de budur. Vatan bölünürse demokrasi olmaz. Cebir ve şiddetin olduğu yerde, demokrasi olmaz.
2. DEVLET VE VATAN BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI SUÇ İŞLEYEN HDP MİLLETVEKİLLERİNİN DOKUNULMAZLIĞI DERHAL KALDIRILMALIDIR
“Kürdistan’a özerklik” eylemine katılan HDP milletvekillerinin dokunulmazlığı derhal kaldırılmalıdır.
TBMM Başkanı, Meclisi bu gündemle toplantıya çağırmalı ve Türkiye’nin devlet, toprak ve millet bütünlüğünü koruma kararlılığı, bütün dünyaya derhal gösterilmelidir. Milleti vatan için birleştirme sorumluluğu da ancak böyle yerine getirilebilir.
3. BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜNÜ EYLEMLERİYLE DESTEKLEYEN BELEDİYE BAŞKANLARI GÖREVLERİNDEN ALINMALIDIR
Güneydoğu illerimizde bazı belediye başkanları, eylemli olarak bölücü terör örgütünün faaliyetine ve Kürdistan’a özerklik suçuna katıldılar. Bu yerel yönetim sorumluları, yasalar gereği İçişleri Bakanlığı tarafından derhal görevden alınmalıdırlar.
4. TÜRKİYE’Yİ BÖLMEK İÇİN KULLANILAN İKİZ İHANET YASALARI DERHAL KALDIRILMALIDIR
Birleşmiş Milletler’de “İkiz Sözleşmeler” diye anılan “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi” ve “Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi” başlıklı uluslararası sözleşmeler, 4 Haziran 2003 günü TBMM’de yasayla onaylandı ve yasalaştı.
Bu yasa, Türkiye’yi, etnik, ekonomik, toplumsal parçalama yasasıdır. 35 yıl imzalanmayan, en sonunda AKP iktidarı döneminde CHP oylarıyla Meclisten geçirilen yasa, Türkiye’nin devlet ve millet bütünlüğünü ortadan kaldırmak ve devlet egemenliğini yok etmek için kullanılmaktadır (I. Sözleşme, Madde 1, 2/2, 5 ve 25, II. Sözleşme, Madde 1, l/2, 2/1).
Bu yasa, Lozan Antlaşması’nı delik deşik etmiştir ve yabancı devletlere müdahale hakkı tanımaktadır (II. Sözleşme, Madde 40, 41, I. Sözleşme, Madde 1 ve 27).
TBMM Başkanı, İkiz Sözleşmelerin kaldırılması gündemiyle Meclis’i derhal toplantıya çağırmalı ve bu İhanet Yasası kaldırılmalıdır.
5. GÜNEYDOĞU BÖLGEMİZDE OLAĞANÜSTÜ HAL VEYA SIKIYÖNETİM İLAN EDİLEREK HALKIN GÜVENLİĞİ SAĞLANMALIDIR
Türk Silahlı Kuvvetleri ve Polisimiz, 24 Temmuz’dan bu yana kahramanca mücadele yürüterek, bölücü terörü kendi kazdığı hendeklere gömmektedir. Bölge halkımız, barış ve güvenliğe kavuşmak için, bu mücadelenin bir an önce sonuçlanmasını istiyor. Halkımızın büyük acılar ve sıkıntılar içinde kalmasına daha fazla izin verilemez.
Hele son “Özerk Kürdistan” ilanından sonra, Bölücü Terörün daha fazla kan dökmesine ve ocak söndürmesine fırsat vermemek ve örgütün bitirilmesi için, Olağanüstü Hal veya Sıkıyönetim ilanı bütün milletin talebidir ve gereklidir. Bu amaçla Anayasal mekanizma işletilmelidir.
6. YEREL YÖNETİM YASALARI DERHAL DEĞİŞTİRİLMELİ
Yerel Yönetim Yasaları, Türkiye’de yerel demokrasiyi ortadan kaldırmak yanında Bölücü Teröre Örgütüne kan dökme olanağı tanımıştır. Kaldırılmış olan kasaba belediyeleri ile mahalle haline getirilmiş köy muhtarlıklarının yeniden kurulması, demokrasinin gereğidir. İl özel idareleri güçlendirilerek yeniden kurulmalıdır. Bunun yanında Yerel Yönetim Yasaları, Bölücü Teröre karşı mücadelenin ihtiyaçlarına göre değiştirilmelidir.
7. KAMU GÖREVLİLERİ BÖLÜCÜ TERÖRE KARŞI MÜCADELENİN GEREKLERİNE GÖRE ATANMALIDIR
Bazı kamu görevlilerinin Bölücü Teröre karşı mücadelede görevlerini yerine getirmediklerini öncelikle halkımız saptamaktadır. Bazı kamu görevlilerinin kararsızlığı, Güneydoğu bölgesi halkının devlete güvenini sarsmaktadır. Bölücü Teröre son vermek ve halka hizmet ihtiyaçlarına uygun olarak, validen başlayarak yetenekli, kararlı, cesur kamu görevlileri atanmalıdır.
8. AKP VE CHP “ÖZERKLİK ŞARTI” LAFINI TERKETMELİDİRLER, TÜRK MİLLETİ ANAYASADAN ÇIKARTILAMAZ
PKK/HDP, vatanımızın bir parçasında “özerklik” ilan ediyor. Bu koşullarda AKP ve CHP’nin “Avrupa Özerklik Şartı”nı Anayasaya geçirme girişimleri, Bölücü Terörle suç ortaklığından başka bir anlam taşımıyor. AKP ve CHP, şu andan itibaren ağızlarına özerkliğin lafını bile almamak sorumluluğuyla karşı karşıyadırlar.
Türk Milleti kavramını Anayasa dışına sürme girişimi de, Terör yangınına benzin dökmekten başka bir sonuç vermeyecektir. ABD emperyalizminin dayattığı özerklik için elverişli bir iklim oluşturmak, artık devlet ve vatan bütünlüğüne ihanet anlamındadır.
9. TERÖR SUÇLARININ YARGILANMASI VE İNFAZINDA KARARLILIK İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALIDIR
Bölücü Teröre karşı mücadelenin bir an önce kesin sonuca ulaşması için, terör suçlarının yargılanması ve infazında hukukun uygulanması ve kararlılık şarttır. Asker ve polisimizin canla ve başla yürüttüğü mücadelenin etkin ve caydırıcı olması için, yargıda hız ve infazlarda kararlılık gerekiyor. Barışa ve kardeşliğe bir an önce kavuşmak buna bağlıdır.
10. BÖLÜCÜ TERÖRÜN MEDYA PROPAGANDASINI ÖNLEMEK İÇİN YASALAR UYGULANMALIDIR
Çeşitli gazete ve televizyonlar, açıkça Bölücü Terör Örgütünün şiddet eylemlerinin propagandasını yapıyorlar. Suç işleyen medya organlarına yasaların uygulanması, basın özgürlüğüne aykırı değildir, en başta Mehmetçiğin yaşam özgürlüğünün gereğidir. Mehmetçiğe ve polisimize karşı şiddet eylemlerinin ve cinayetlerin övülmesi ve teşvik edilmesi, yalnız güvenlik güçlerimize karşı değil, vatana ve millete karşı suçtur. Bölücü Terörü kışkırtan propagandaya son verecek önlemler derhal alınmalı ve uygulanmalıdır.
11. BÖLÜCÜ ÖRGÜTÜN TERÖR EYLEMELERİNİ DESTEKLEYEN SÖZDE STK’LARIN VE MESLEK KURULUŞLARININ SUÇ OLUŞTURAN FAALİYETLERİ ÖNLENMELİDİR
Bugün bazı sözde sivil toplum kuruluşları ve sözde meslek kuruluşları açıkça Bölücü Terör Örgütünün organları olarak faaliyet yürütmektedirler. Onların bu faaliyetlerinin bedeli, Mehmetçiğin ve Polisimizin kanıyla ödeniyor.
Bölücü Terörü destekleyen ABD güdümlü örgütlerin yasadışı faaliyetlerine karşı yasaların öngördüğü yaptırımlar kararlı olarak uygulanmalıdır.
12. ÇOCUKLARIMIZI VE GENÇLERİMİZİ PKK TERÖR ÖRGÜTÜNDEN KURTARMAK İÇİN AİLELERİYLE, İŞYERLERİYLE VE ÜNİVERSİTELERİMİZLE İŞBİRLİĞİ YAPILMALIDIR
Bölücü Terör Örgütü, 18 yaşından küçük çocuklarımızı ve gençlerimizi ateşe sürmekte, ailelerini büyük acıların içine atmaktadır. Kamu kurumları, bu gençlerimizi kurtarmak için ailelerini ve işyerlerini bilgilendirmeli ve işbirliğine gitmelidir.
Bölücü Terör örgütü elemanlarının üniversitelerde terör yapmalarına kesinlikle izin verilemez. Üniversitelerimiz, bölücü teröre özgürlük tanıyan uygulamalara son vermeli, yüksek öğretimde özgürlük ve barış ortamı sağlanmalıdır.
13. BÖLÜCÜ TERÖRE DIŞ DESTEĞE SON VERMEK İÇİN KARARLI UYGULAMALARA GEÇİLMELİDİR
ABD emperyalizmi ve İsrail başta olmak üzere bazı ülkeler, bölücü terör örgütünü silahlandırmakta, donatmakta, eğitmekte, siyasal alanda desteklemektedir. Bu desteğe son vermeleri için, ilgili ülkelere karşı, devletçe ve milletçe elbirliği gerekiyor. Suç işleyen PKK mensuplarının derhal Türkiye’ye iadesi için, diplomatik girişimler kararlı olarak yürütülmelidir.
PKK Terör Örgütünün beli kırılmıştır. Artık bu örgüt hiçbir ülke için elverişli bir alet değildir. Türkiye’nin dostluğu, Bölücü Terörün alet değeriyle karşılaştırılamaz. Türkiye’nin bölünmesine katkıda bulunacak uygulamalara yönelen devletler, ancak kendilerine zarar verirler.
Bölücü Teröre karşı en etkili siyaset, komşularımız Suriye, Lübnan, Irak, İran, Azerbaycan ve Rusya ile işbirliği ve Asya ülkeleriyle dayanışmadır. Bu ülkelerin toprak bütünlüğü, Türkiye’nin toprak bütünlüğüdür. AKP iktidarı, komşularımıza terör ihracına derhal son vermeli ve en büyük ticaret ortağımız Rusya ile ilişkileri tamir etmelidir. ABD ve Avrupa ile ilişkilerimizin normalleşmesi de bu kararlılığa bağlıdır.
14. BÜTÜN MİLLETİMİZİ, SİYASAL PARTİLERİ, SENDİKALARI, KİTLE ÖRGÜTLERİNİ TÜRKİYE CEPHESİNDE BİRLEŞMEYE ÇAĞIRIYORUZ
Türkiyemiz, Bölücü Teröre karşı mücadelede kesin sonuca ulaşmanın eşiğine gelmiştir.
Devlet, vatan ve millet bütünlüğü, her türlü sınıf, topluluk ve kişi çıkarının üstünde, bütün milletimizin meselesidir.
Türk de biziz, Kürt de biziz, hepimiz Türk milletiyiz.
Hiçbir ayrım gözetmeden bütün milletimizi, siyasal partileri, sendikaları, meslek odalarını ve kitle örgütlerini, Türkiye Cephesinde sımsıkı birleştirmek için Vatan Partisi olarak görevimizi yerine getirme kararındayız.
PKK, “Kürdistan’a özerklik” deklerasyola intihar ettiğini ilan etmiştir.
PKK, Türkiye’de uyuyan herkesi uyandırmış ve kendi tepesine inecek büyük gücü göreve çağırmıştır. (ulusalajans_ulusalkanal.com.tr)

29 Ağustos 2015 Cumartesi

1 Kasım 2015 Seçimleri; Yüksek Seçim Kurulu & SEÇİM TAKVİMİ

YÜKSEK SEÇİM KURULU BAŞKANLIĞI
1 KASIM 2015 PAZAR GÜNÜ YAPILACAK OLAN
26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİNDE
UYGULANACAK SEÇİM TAKVİMİ
BİLGİ NOT:
1- İlgili kanunlarda öngörülen bazı süreler 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak kısaltılmıştır (2839/9; 298/Ek 4).
2- Bu Takvimde geçen "siyasi partiler" kavramından, Yüksek Seçim Kurulunca seçime katılabilecekleri ilân olunan siyasi partiler anlaşılır.
3- Takvimde son günü gösterilen süreler, aksine bir açıklama yoksa belirtilen gün, saat 17.00'de sona erer.
4- "Seçim Takvimi"nin kesintisiz uygulanması gerekmekte olup, resmî tatil günleri de "Seçim Takvimi" açısından normal çalışma günleri gibi değerlendirilir.
5- Seçime katılabilecek siyasi partilerin ilçede teşkilatı bulunmaması halinde bu Takvime göre ilçe seçim kurulunca yapılacak bildirimler ve yazışmalar partinin il başkanlığı, il'de de teşkilatı olmadığı takdirde ilgili siyasi partinin genel başkanlığı ile yapılır.
6- 298 sayılı Kanun'un 87. maddesi gereğince, sandık seçmen listesinde yazılı seçmenin kimliği, nüfus hüviyet cüzdanı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan resmî belgelerle belirlenir (Hangi resmî belgelerin kimliğin belirlenmesinde kabul edileceği hususu, Yüksek Seçim Kurulunca seçimin başlangıcında tespit ve ilân edilir. Şu kadar ki, belediyeler ile köy ve mahalle muhtarlıklarınca tanzim ve tasdik edilen kimlik belgeleri bu maddenin uygulanmasında geçerli değildir.).
7- Yüksek Seçim Kurulunca seçim iş ve işlemlerine ilişkin çıkarılan genelge ve kararlardan Resmî Gazetede yayımlananlar, seçime katılabilecek siyasi parti genel başkanlıklarına ve bağımsız adaylara tebliğ edilmiş sayılır.
31 AĞUSTOS 2015 PAZARTESİ
SEÇİMİN BAŞLANGIÇ TARİHİ (2839/8,9)
1- Seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesi amacıyla kullanılan MERNİS’ten veri alımının ve güncellemenin durdurulması,
2- Muhtarlık bölgesi askı listelerinin dökümüne başlanılması,
3- Milletvekili Genel Seçimine ait parametrelerin SEÇSİS’ten tanımlanması,
4- Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin kimlik bilgilerini içeren listelerin Cumhuriyet başsavcılıklarından istenerek SEÇSİS'e girilmeye başlanması ve listelerin düzenlenmesi,
5- Oy kullanılacak gümrük kapılarının ve yurt dışı temsilciliklerin ilân edilmesi,
6- Yurt dışı geçici ilçe seçim kurullarının, yurt dışı sandık kurullarının, saklama ve ulaştırma kurulları (komisyonları) ile sayım ve döküm kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması (298/94-A-C-E), 7- Siyasi partilerden hangi seçim çevrelerinde hangi usul ve esaslarla aday tespiti yapacaklarını Yüksek Seçim Kuruluna bildirmelerinin istenilmesi (2820/37).
1 EYLÜL 2015 SALI
1- Siyasi partilerin;
a) Hangi seçim çevrelerinde önseçim,
b) Hangi seçim çevrelerinde aday yoklaması yapacaklarını Yüksek Seçim Kuruluna bildirmelerinin son günü (2820/37),
2- Yüksek Seçim Kurulunca, siyasi partilerin hangi seçim çevrelerinde hangi usul ve esaslar ile aday tespiti yapacaklarının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile ilgili ilçe seçim kurullarına ulaştırılmak üzere il seçim kurullarına bildirilmesi,
3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, önseçimde oy kullanacak partili üyeleri gösteren listelerin, ilgili ilçe seçim kurullarına gönderilmesine başlanması (2820/42),
4- Önseçim ilçe seçim kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması (Önseçim ilçe seçim kurullarında görev alacak siyasi partili üyelerin, aday adayı olmayacak kişilerden belirlenmesi gerekir.) (2820/41-1).
2 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
1- Muhtarlık bölgesi askı listelerinin,
2- Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin, güncellenmek üzere ilçe seçim kurullarınca askıya çıkarılması ve itirazların başlaması (Saat 08.00),
3- Yurt Dışı Seçmen Kütüğünün www.ysk.gov.tr adresinden ilân edilmesi ve itirazların başlaması (Türkiye saati ile 08.00),
4- Yüksek Seçim Kurulunun www.ysk.gov.tr adresinden bina esasına göre düzenlenen seçmen kayıtlarının sorgulanmasına başlanılması (Saat 08.00),
5- Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce; elektronik ortamda hazırlanan muhtarlık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğünün, siyasi partilere SEÇSİS Siyasi Parti Portalı (SİPPORT) üzerinden erişime açılması, ayrıca talepleri halinde tutanak karşılığında siyasi partilerin genel merkez yetkililerine (siyasi partilerin ilçe başkanlıklarına gönderilmek üzere) elden teslimi (298/39),
6- Önseçim ilçe seçim kurulu oluşturulması çalışmalarının bitirilmesi ve kurullarda görev alacaklara tebligatların yapılması,
7- Gümrük kapılarında görev yapacak geçici gümrük kapısı seçim kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması (298/94-E),
8- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, önseçimde oy kullanacak partili üyeleri gösteren listelerin, ilgili ilçe seçim kurullarına gönderilmesinin tamamlanması ve bu hususun Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesi (2820/42),
9- Önseçim yapacak siyasi partilerin üye kayıt defterlerini ilgili önseçim ilçe seçim kuruluna teslimi,
10- Siyasi partiler kayıtlı üyelerinin tamamı dışında başka bir usulle aday yoklaması yapacaksa, bu halde oy kullanacak üyelerin seçmen listelerini üye kayıt defterleriyle birlikte ilgili önseçim ilçe seçim kurulu başkanlığına vermelerinin son günü (Siyasi partilerin bu listeleri dört nüsha olarak hazırlayıp vermeleri gereklidir.) (2820/42-6).
3 EYLÜL 2015 PERŞEMBE
1- Siyasi partilerin;
a) Önseçim yöntemi ile aday belirlemesi yapacakları seçim çevrelerine ilişkin olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilen listelerin,
b) Önseçim dışında bir yöntemle aday yoklaması yapacakları seçim çevrelerine ilişkin olarak ilçe seçim kurulu başkanlıklarına verdikleri listelerin, askıya çıkarılması (Saat 08.00) (2820/42-7),
2- Askıya çıkarılan listelere itirazların başlaması,
3- Önseçim sandık kurullarının oluşum çalışmalarına başlanması (Önseçim sandık kurullarında görev alacak siyasi partili üyelerin, aday adayı olmayacak kişilerden belirlenmesi gerekir.) (2820/41).
4 EYLÜL 2015 CUMA
1- Gümrük kapıları sandık kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması,
2- Önseçim ve aday yoklaması ile ilgili olarak 3 Eylül 2015 Perşembe günü askıya çıkarılan listelerin indirilmesi ile listelere yapılacak itirazın son günü.
5 EYLÜL 2015 CUMARTESİ
1- Partili üye seçmen kartlarının yazımına ve yazımı tamamlananların partili üyelere dağıtımına başlanması (İtiraz üzerine listeden çıkartılanlara ait olanlar iptal edilmek kaydı ile) (2820/42-7),
2- Siyasi partilerin genel başkanlıklarının; partilerinin aday adayı listelerini ve seçim çevrelerini Yüksek Seçim Kuruluna ve ilgili il ve önseçim ilçe seçim kurullarına ayrı ayrı bildirmelerinin son günü (2820/40-6),
3- Önseçim ve aday yoklaması ile ilgili listelere yapılacak itirazların önseçim ilçe seçim kurulunca kesin olarak karara bağlanmasının son günü (Saat 17.00),
4- Önseçim ya da aday yoklaması seçmen listelerinin kesinleştirilmesi (2820/42-son).
6 EYLÜL 2015 PAZAR
1- Önseçim sandık kurullarının oluşumunun tamamlanması ve bu oluşumda görev alanlara bildirimin yapılması (2820/41),
2- Sandık yerlerinin ilânı ve ilgili siyasi partilere duyurulması (2820/41-son),
3- Partili üye seçmen kartlarının dağıtımının bitirilmesi,
4- Yüksek Seçim Kurulunca, siyasi partilerin hangi seçim çevrelerinde önseçim ya da aday yoklamasına katılacaklarının www.ysk.gov.tr adresinden ilânı (2820/41-son),
5- Siyasi partilerin önseçim ya da aday yoklaması yapacakları seçim çevrelerinde gösterecekleri merkez adayı listelerini Yüksek Seçim Kuruluna bildirmelerinin son günü (Siyasi partilerin bu listeleri düzenlerken il’ini, seçim çevresini, aday listesi sırasını belirtmeleri gereklidir.) (2820/37),
6- Yüksek Seçim Kurulunca, siyasi partilerin bildirdikleri merkez adayı listelerinin ilgili önseçim ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilmesi,
7- Önseçim yapacak siyasi partilerin, aday adayları listelerini içeren oy pusulalarını çoğaltarak, yeteri kadar zarf ile birlikte ilgili önseçim ilçe seçim kurullarına teslim etmelerinin son günü (2820/46-1),
8- Önseçim ilçe seçim kurullarınca, önseçim ya da aday yoklaması oy pusulalarının ve zarflarının mühürlenmesi,
9- Önseçim ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca, gerekli seçim araç ve gereçlerinin önseçim sandık kurulu başkanlarına teslimi ve önseçim sandık kurulu başkanlarının göreve hazır duruma getirilmeleri.
8 EYLÜL 2015 SALI ÖNSEÇİM
- ADAY YOKLAMASI
1- Önseçim sandık kurullarının sayım - döküm işlemlerini tamamlamaları ve düzenleyecekleri tutanakları ilgili önseçim ilçe seçim kurullarına iletmeleri,
2- Önseçim ilçe seçim kurullarının ilçe birleştirme tutanaklarını düzenlemeleri ve il seçim kurullarına iletmeleri,
3- Önseçim ilçe seçim kurullarına yapılacak itirazların başlaması.
9 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
Önseçim sandık kurulu tutanaklarına karşı;
1- Önseçim ilçe seçim kurullarına yapılacak itirazların son günü (Saat 15.00)
2- Bu itirazların karara bağlanması ve ilgililere bildirilmesi (Saat 23.59) (2820/50).
10 EYLÜL 2015 PERŞEMBE
1- Önseçim ilçe seçim kurullarının birleştirme tutanaklarına karşı ilgili il seçim kurullarına itirazların son günü (Saat 15.00) (298/129),
2- İl seçim kurullarınca, önseçim ilçe seçim kurullarının birleştirme tutanaklarına karşı yapılan itirazların karara bağlanmasının son günü (Saat 23.59),
3- İl seçim kurullarının önseçim birleştirme tutanaklarını düzenlemeleri,
4- a) Muhtarlık bölgesi askı listelerinin,
b) Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin askıdan indirilmesi ve yapılacak itirazların son günü,
5- Yurt Dışı Seçmen Kütüğünün, www.ysk.gov.tr adresinden yapılan ilânının sonlandırılarak bu durumun tutanak altına alınması ve Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne yapılacak itirazların son günü (Türkiye saati ile 17.00),
6- Bina bazında seçmen kayıtlarının www.ysk.gov.tr adresinden sorgulanmasının son günü. 11 EYLÜL 2015 CUMA
1- Muhtarlık bölgesi askı listelerine ve Yurt Dışı Seçmen Kütüğü ile tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerine yapılacak itirazların karara bağlanmasının son günü,
2- İl seçim kurullarının önseçim birleştirme tutanaklarına karşı Yüksek Seçim Kuruluna yapılacak itirazların son günü.
12 EYLÜL 2015 CUMARTESİ
Yüksek Seçim Kurulunca il seçim kurullarının ön seçim birleştirme tutanaklarına yapılan itirazları karara bağlaması ve bu kararların ilgili il seçim kurullarına bildirilmesi.
13 EYLÜL 2015 PAZAR
1- Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanınca verilen kararların gereğinin Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce yerine getirilmesinin son günü, 2- İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca verilen kararların gereğinin ilçe seçim kurullarınca yerine getirilmesinin son günü,
3- Siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi ile ilgili olarak Yüksek Seçim Kurulunca kura çekilmesi ve ilânı (2839/26),
4- Önseçim aday listelerinde il seçim kurullarınca ya da Yüksek Seçim Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ve istifalar sonucu meydana gelen eksilmelerin il seçim kurullarınca tamamlanması (2820/51),
5- İl seçim kurullarınca, önseçimle belirlenmiş milletvekili adaylarına ait listelerin Yüksek Seçim Kuruluna gönderilmesi (Belli bir seçim için parti adaylarının Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinden sonra, önseçim ve adaylarla ilgili itiraz ve şikâyetler dikkate alınmaz. Daha önce yapılmış olan itiraz ve şikâyetler üzerine başlamış olan işlemler durdurulur.) (2820/51-son),
6- Yüksek Seçim Kurulunca, önseçim milletvekili adaylarına ilişkin listenin tasdikli birer örneğinin ilgili partilerin genel başkanlıklarına teslim edilmesi.
14 EYLÜL 2015 PAZARTESİ
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce;.
Elektronik ortamda hazırlanan Yurt Dışı Seçmen Kütüğü ile sandık bölgesi askı listelerinin (döküm süresi dâhil askı süresi içinde gerçekleşen tüm değişiklikleri içeren)., siyasi partilere SİPPORT üzerinden erişime açılması, ayrıca talepleri halinde tutanak karşılığında siyasi partilerin genel merkez yetkililerine elden teslimi ve bu listelere itirazların başlaması (Saat 08.00) (298/35, 39, 42, 123),
15 EYLÜL 2015 SALI
Sandık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğünde askı süresi içinde yapılan değişikliklere itirazların son günü (298/123).
16 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
Sandık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğünde askı süresi içinde yapılan değişikliklere yönelik itirazların ilgili ilçe seçim kurullarınca karara bağlanmasının son günü (298/123),
17 EYLÜL 2015 PERŞEMBE
1- Sandık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğündeki değişikliklere karşı itirazlar nedeniyle ilçe seçim kurullarınca verilen kararlara karşı il seçim kuruluna yapılacak itirazların son günü (Saat 15.00),
2- Yapılan itirazların, il seçim kurullarınca kesin olarak karara bağlanması (saat 23.59).
18 EYLÜL 2015 CUMA
1- Siyasi partilerin genel merkez yetkilileri ile Seçmen Kütüğü Genel Müdürünün; 298 sayılı Kanun'un 122, 123 ve 124. maddesinde yazılı şikâyet ve itirazlar üzerine verilen kesin kararların, Yüksek Seçim Kurulunca incelenip karara bağlanmasını istemelerinin son günü (Saat 17.00),
2- Yukarıdaki madde uyarınca yapılacak itirazların Yüksek Seçim Kurulunca karara bağlanmasının son günü (Saat 23.59),
3- Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin, Cumhuriyet başsavcılığından istenilen ikinci liste ile karşılaştırılarak değişikliklerin SEÇSİS’e işlenmesi işlemlerinin bitirilmesi ve askıya çıkarılması,
4- Siyasi partilerin genel merkezlerinin, seçime katılacakları seçim çevrelerine ait aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına alındı belgesi karşılığında DVD ve kâğıt ortamında en geç saat 17.00’ye kadar vermelerinin son günü (2839/20),
5- Bağımsız milletvekili adaylığı için il seçim kurullarına başvurunun son günü (Adaylar, emaneten yatırdıkları para makbuzlarını başvurularına eklemek zorundadırlar.) (Saat 17.00) (2839/21),
6- İl seçim kurullarınca bağımsız milletvekili adaylarının Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü,
7- Yüksek Seçim Kurulunca, siyasi partilerin verdikleri aday listelerinin incelenmesine başlanması.
19 EYLÜL 2015 CUMARTESİ
1- İl seçim kurulunun kesin kararları ile itiraz edilmeksizin kesinleşen ilçe seçim kurulu kararlarının ve Yüksek Seçim Kurulunca verilen kararların ilçe seçim kurulları ile Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca seçmen kütüğüne işlenmesinin bitirilmesi,
2- Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre seçmenlerden ölmüş olanlar ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılanların Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce işlenmesi.
20 EYLÜL 2015 PAZAR
1- Yurt içi ve yurt dışı seçmen kütüklerinin kesinleştirilmesi,
2- Yurt içi seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıkların belirlenmesi,
3- Yurt dışı seçmenlerin oy kullanacakları temsilcilik, tarih aralığı ve yer bilgilerinin www.ysk.gov.tr adresinden ilânı (Türkiye saati ile 08.00),
4- Yüksek Seçim Kurulu tarafından, siyasi partilerin verdikleri aday listeleri ile illerden gelen bağımsız adaylarla ilgili başvuru belgelerinin incelenmesi sonucu tespit edilen eksikliklerin, siyasi parti genel merkezlerindeki yetkili organlarından ve bağımsız adaylardan tamamlanmasının istenilmesi (Yazı ve alındı belgesi karşılığında) (2839/13, 14, 23), .
5- Başvuru evrakında eksiklik tespit edilen ve kendisine ulaşılamayan bağımsız adaylar hakkındaki eksikliklerin Resmî Gazetede ve www.ysk.gov.tr adresinde yayımlanması/yayınlanması.
21 EYLÜL 2015 PAZARTESİ
1- Geçici gümrük kapısı seçim kurullarının oluşturulması çalışmalarının tamamlanması ve ilgililere tebliği,
2- a) Yurt dışı sandık kurullarının, saklama ve ulaştırma kurulları ile sayım ve döküm kurullarının oluşturulması çalışmalarının tamamlanması, b) Gümrük sandık kurullarının oluşturulmasının tamamlanması ve ilgililere tebliği ile bu kişilere yönelik eğitim çalışmalarına başlanılması.
22 EYLÜL 2015 SALI
1- Siyasi partilerin aday listeleri ile bağımsız adayların başvuru evrakındaki eksiklikleri tamamlamalarının son günü (2839/15),
2- Bağımsız adayların adaylıktan vazgeçmelerinin son günü.
23 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
1- Yüksek Seçim Kurulunca milletvekili geçici aday listelerinin incelenmesi işlemlerinin tamamlanması ve bu listelerin ilgili il seçim kurulu başkanlıkları ile radyo, televizyon ve Resmî Gazetede yayınlanması/yayımlanması (2839/20-2),
2- Geçici aday listelerinin (bağımsız adaylar dâhil) il seçim kurulları tarafından mahallinde alışılmış usullerle ilânı (2839/20),
3- Geçici aday listelerine karşı il seçim kurullarına ve Yüksek Seçim Kuruluna yapılacak itirazların başlaması ve incelenmesi (2839/22, 23).
24 EYLÜL 2015 PERŞEMBE
 1- Geçici aday listelerine karşı ilgili il seçim kurullarına yapılacak itirazların son günü (Saat 15.00) (298/125; 2839/22),
2- Geçici aday listelerine karşı ilgili il seçim kurullarına yapılacak itirazların incelenmesinin ve karara bağlanmasının son günü (Saat 23.59),
25 EYLÜL 2015 CUMA
1- Geçici aday listelerinde il seçim kurullarının incelemeleri sonucunda meydana gelen noksanlık ve aykırılıkların; il seçim kurullarınca ilgili adaya, siyasi parti il başkanlığına ve ilgili siyasi parti genel merkezine de iletilmek üzere Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü (298/125; 2839/23),
2- İl seçim kurullarının milletvekili geçici aday listelerine yapılan itiraz üzerine verdikleri kararlara karşı Yüksek Seçim Kuruluna yapılacak itirazların son günü (2839/22).
26 EYLÜL 2015 CUMARTESİ
1- Birleşik oy pusulasında yer alacak olan bağımsız aday sıralaması için tüm il seçim kurullarında aynı anda olmak üzere saat 11.00’de kura çekilmesi, davete rağmen kuraya katılmayan bağımsız aday yerine ise il seçim kurulunca kura çekiminin yapılması (2839/26-d),
2- Kura tutanağının aynı gün en seri şekilde Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesi,
3- Milletvekili geçici aday listelerine karşı il seçim kurullarına yapılan itirazlar üzerine bu kurullarca verilen kararlara yönelik itirazların Yüksek Seçim Kurulunca karara bağlanmasının son günü,
4- Milletvekili geçici adaylığından istifa edenlerin Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmelerinin son günü,
5- İstifa, ölüm, itiraz veya inceleme üzerine adaylıktan çıkarılmaları nedeniyle aday eksilmelerinin tamamlanması hususunun Yüksek Seçim Kurulunca siyasi partilere bildirilmesi.
27 EYLÜL 2015 PAZAR
1- İlçe seçim kurulu başkanınca, siyasi partiler dışından getirilen asıl üyelerle görüşerek seçim bölgesi içindeki veya dışındaki seçmenler arasından iyi ün sahibi olmakla tanınmış, okur - yazar kimselerden, kurula bağlı seçim bölgelerindeki sandıklardan her biri için birer kişi olmak üzere sandık kurulu başkan adaylarına ilişkin listenin düzenlenmesi (298/22-1),
2- Kurulun siyasi partili üyelerinden, sandık kurulu başkan adaylarına ilişkin birer liste düzenleyerek başkanlığa verilmesinin istenilmesi (298/22-1, 2),
3- Seçmen bilgi kâğıtlarının dökümüne ve dağıtımına başlanılması,
4- Siyasi partilerden sandık kurulunda görev alacak olan üye listelerinin ilçe seçim kurulu başkanlığına verilmesinin istenilmesi.
28 EYLÜL 2015 PAZARTESİ
1- Aday listelerinde meydana gelen eksikliklerin ilgili siyasi partilerce tamamlanarak Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü,
2- İlçe seçim kurulunun siyasi partili üyelerince, sandık kurulu başkan adaylarına ilişkin listelerin ilçe seçim kurulu başkanlığına verilmesinin son günü (Saat 15.00),
3- İlçe seçim kurulu başkanınca ve ilçe seçim kurulunun siyasi partili üyelerince önerilen başkan adayları arasından ad çekilerek sandık kurulu başkanlarının belirlenmesi ve SEÇSİS’e girilmesi,
4- Yüksek Seçim Kurulunca milletvekili kesin aday listelerinin seçim çevreleri itibariyle ilân edilmek üzere;
 a) İl seçim kurullarına,
b) Resmî Gazete, radyo ve televizyonda yayımlanmak/yayınlanmak üzere ilgili mercilere gönderilmesi (2839/24).
5- Siyasi partilerin seçim çevreleri itibariyle milletvekili kesin aday listeleri ile bağımsız adayların radyo, televizyon, Resmî Gazete ve illerde ilânı (2839/24),
6- Yüksek Seçim Kurulunca;
a) Tüm seçim çevreleri ile yurt dışı temsilciliklerde ve gümrük kapılarında kullanılacak birleşik oy pusulalarının basımı, basımı tamamlandıkça bir plân dâhilinde dağıtımına başlanması,
b) Gümrük kapılarında kullanılacak araç ve gereçlerin ilgili seçim kurullarına gönderilmesine başlanılması,
29 EYLÜL 2015 SALI
1- İlçe seçim kurullarınca ticari amaçlı sabit ilân ve reklam yerlerinin belirlenerek siyasi partiler ile bağımsız adaylara duyurulmasının son günü (298/60-7), 2- Yurt içi sandık kurullarında görev alacak olan üye listelerinin siyasi partilerce verilmesinin son günü (298/23-2), 3- Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca, seçim araç ve gereçlerinin ilgili dış temsilciliklere gönderilmesine başlanılması.
30 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA
 Yurt içi sandık kurulu üyelerinin SEÇSİS'e girilmesine başlanması (298/23-2).
1 EKİM 2015 PERŞEMBE
1- Siyasi partiler ile bağımsız adayların yararlanmak istedikleri ilân ve reklam yerleri ile süresini ilçe seçim kuruluna bildirmelerinin son günü (298/60-7),
2- Yurt içi sandık kurullarının teşkiline karşı şikâyetlerin başlaması (Saat 08.00) (298/119-1).
2 EKİM 2015 CUMA
1- Aynı ilân ve reklam yerleri için birden fazla siyasi parti ve bağımsız adayın talepte bulunmaları ve anlaşma sağlanamaması halinde ad çekme işleminin yapılması (Saat 11.00),
2- İlçe seçim kurullarınca, siyasi partiler ve bağımsız adayların yararlanacakları ticari amaçlı sabit ilân ve reklam yerleri ile süresinin belirlenmesi ve ilanı (Saat 16.00),
3- Yurt içi sandık kurullarının teşkiline karşı ilçe seçim kuruluna yapılacak şikâyetlerin son günü (298/119-1).
4 EKİM 2015 PAZAR
1- Yurt içi sandık kurullarının teşkiline karşı yapılan şikâyetlerin ilçe seçim kurulunca karara bağlanmasının son günü (298/119-1).
2- Yurt dışı temsilciliklerde görev alan sandık kurulu başkan ve üyeleri ile gümrük kapısı sandık kurullarında görevlendirilenlerle ilgili eğitim çalışmalarının tamamlanması,
5 EKİM 2015 PAZARTESİ
Yurt içi sandık kurullarının teşkili hakkında ilçe seçim kurulunca verilen kararlara karşı il seçim kuruluna yapılacak itirazın son günü (298/119-2).
6 EKİM 2015 SALI
İlçe seçim kurullarınca miting alanlarının belirlenerek siyasi partilere ve bağımsız adaylara duyurulmasının son günü…
7 EKİM 2015 ÇARŞAMBA
Yurt içi sandık kurullarının teşkiline dair ilçe seçim kurulu kararlarına karşı yapılan itirazın il seçim kurulunca kesin olarak karara bağlanmasının son günü (298/119-2).
8 EKİM 2015 PERŞEMBE
1- GÜMRÜK KAPILARINDA OY VERME İŞLEMİNE BAŞLANMASI,
2- YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERDE OY VERME İŞLEMİNE BAŞLANMASI,
3- Siyasi partilerin, yararlanmak istediği miting alanı ile tarih ve saatini yazılı olarak ilçe seçim kuruluna bildirmelerinin son günü.
9 EKİM 2015 CUMA
1- Birden fazla siyasi partinin, aynı miting alanı için aynı tarih ve saatte tahsis talebinde bulunmaları halinde ad çekme işleminin yapılması (Saat 11.00),
2- Siyasi partilerin yararlanacakları miting alanları ile tarih ve saatlerinin belirlenmesi ve ilanı(Saat 16.00),
3- Bağımsız adaylar için belirlenen gün ve miting alanına birden fazla başvuru olması durumunda ad çekme işleminin yapılması ve bildirilmesi (Saat 16.00).
10 EKİM 2015 CUMARTESİ
1- Yurt içi sandık kurullarının oluşum işlemlerinin tamamlanması, oluşumda görev alanlara bu hususun bildirilmesi ve seçim işlerinde görevlendirileceklere ilişkin eğitim çalışmalarına başlanması (298/24-1),
2- Kapalı oy verme yerlerine ve sandık çevresinde görülebilir yerlere asılacak olan aday listelerinin (Örnek: 44), il seçim kurullarınca SEÇSİS'ten dökümünün alınarak ilçe seçim kurullarına gönderilmesine başlanılması.
11 EKİM 2015 PAZAR
Kapalı oy verme yerlerine ve sandık çevresinde görülebilir yerlere asılacak olan aday listelerinin (Örnek: 44), il seçim kurullarınca SEÇSİS'ten dökümünün alınarak ilçe seçim kurullarına tesliminin bitirilmesi,
12 EKİM 2015 PAZARTESİ
Seçimlere katılan siyasi partilerin radyo ve televizyonda propaganda başvuruları ve propaganda sırasının belirlenmesi için kuraya katılacak temsilcisi ile Türkiye Radyo Televizyon Kurumu temsilcilerinin Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü (298/53).
13 EKİM 2015 SALI
Başvuran siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarının yayın ve zaman sıralarının belirlenmesi için Yüksek Seçim Kurulunca ad çekilmesi (298/54). 14 EKİM 2015 ÇARŞAMBA
Sandık alanlarında görevli bina sorumluları, kolluk güçleri ve sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin SEÇSİS’e işlenmesinin bitirilmesi.
15 EKİM 2015 PERŞEMBE
Sandık seçmen listelerine sandık alanı ve sandık kurulu görevlileri şerhinin işlenerek çoğaltılmaya başlanılması.
22 EKİM 2015 PERŞEMBE
1- PROPAGANDA SERBESTLİĞİNİN VE BİR KISIM SEÇİM YASAKLARININ BAŞLANGICI (298/49, 55/B-3, 64, 65, 66),
2- Sandık seçmen listelerinin çoğaltılmasının bitirilmesi, 3- İlçe seçim kurullarınca sandık kurulları başkanlarına teslim edilecek seçim araç ve gereçlerini içeren malzeme torbalarının hazırlanmasına başlanılması (298/68).
25 EKİM 2015 PAZAR
1- YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERDE OY VERME İŞLEMİNİN SONA ERMESİ,
2- Radyo ve televizyon propaganda konuşmalarının başlaması (298/52), 3- Seçmen bilgi kâğıtlarının seçmenlere dağıtımının tamamlanması.
26 EKİM 2015 PAZARTESİ
1- Yurt içi görevlilerle ilgili eğitim çalışmalarının tamamlanması,
2- Sandık kurulları başkanlarına teslim edilecek seçim araç ve gereçlerini içeren malzeme torbalarının hazırlanmasının bitirilmesi (298/68),
3- Seçmenlere dağıtılamayan seçmen bilgi kâğıtlarının ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına Örnek: 16 No.lu Tutanak karşılığı iadesi (Görevliler 25 Ekim 2015 Pazar günü akşamına kadar herhangi bir nedenle dağıtamadıkları seçmen bilgi kâğıtlarını ilçe seçim kurulu başkanına iade ederler),
4- Seçmen bilgi kâğıtlarını herhangi bir nedenle 25 Ekim 2015 Pazar gününe kadar alamayanların ilçe seçim kurulu başkanlıklarından almaları hususunun ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca ikişer gün ara ile iki kere ilânı (Alınmayan seçmen bilgi kâğıtları da oy verme gününde sahipleri tarafından istenildiğinde verilmek üzere sandık kurulu başkanlarına teslim edilir).
28 EKİM 2015 ÇARŞAMBA
İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca malzeme torbalarının sandık kurulu başkanlarına teslimi ve göreve hazır duruma getirilmeleri.
29 EKİM 2015 PERŞEMBE
Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin kesinleştirilerek çoğaltılmasına başlanması.
30 EKİM 2015 CUMA
Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin kesinleştirilen seçmen listelerinin çoğaltılma işleminin tamamlanması.
31 EKİM 2015 CUMARTESİ
Seçim propagandasının sonu (Saat 18.00) (298/49, 52).
1 KASIM 2015 PAZAR
OY VERME GÜNÜ
Seçim yasaklarının sona ermesi (Saat 24.00)